Press "Enter" to skip to content

Haris El-Muhasibi – Kalb Hayati-2_text

olacan açkça anlasan; o hain arkadatan nefret edip ona kzmaz ve seni tuzaktan kurtaran arkada da sevip, güvenip ona minnettar olduunu göstermez misin? Sana kötülük yapmak isteyene kar artk uyank ve dikkatli olup, bu kötülüe engel olana da daha fazla güvenip ona yanamaz msn ki, seni, buna sebep

Прохождение «Кали: Зов Тьмы» 2 серия 1 сезон | Клуб Романтики Гайд

Описание серии: Амала знакомится с проводником Рэйтаном, который поможет группе в путешествии по Индии. В ходе расследования Амала понимает, что с дипломатом происходило нечто странное.

Прохождение Кали Зов Тьмы — 2 серия 1 сезон «След из хлебных крошек». Ответы

В начале серии Амала выбежит в коридор, где встретит Приянку. Она объяснит, что перебои со светом — это нормально для Калькутты, а скрипы и шорохи связаны с тем, что дом уже слишком старый и постоянно оседает. Также она будет в недоумении от того, что Амала позволила себе выйти в пижаме:

  • Понимаю, это невежливо с моей стороны. +1 Лояльность
  • Это всего лишь пижама. +1 Независимость
  • Уже ухожу. +1 Лояльность

Наутро выберите наряд:

  • Красивое сари (25 алмазов). Нет эффекта
  • Великолепное сари (26 алмазов). +1 Уважение, ваш наряд впечатлил коллег, Рэйтан оценил ваш наряд по достоинству
  • Милое сари (бесплатно). Нет эффекта

Затем выберите себе причёску и украшение. Приянка заговорит о матери Амалы, и девушка немного взгрустнёт:

  • «Очень скучаю по маме». +1 Лояльность / Ты честно призналась, что тоскуешь, и это скажется в будущем
  • «Стараюсь об этом не думать». +1 Независимость / Вы стараетесь подавить свои чувства, это скажется в будущем

Амала решит позвонить домой и поговорить с младшим братом Кираном. Выберите желаемый завтрак. Затем вы познакомитесь с проводником Рэйтаном Вайшем. В беседе с Рэйтаном по пути в отель вы узнаете, что Мистер Роуз рвался начать расследование без Амалы. Если вы поладили с Киллианом раньше, то узнаете, что Киллиан заступился за вас.

Путь Лояльности

Девушка спокойно подойдёт к группе, постарается казаться максимально дружелюбной, хотя по-прежнему намерена поговорить с Роузом и обсудить его поведение. Получите табличку «Ты избежала прямого конфликта».

Путь Независимости

Амала будет более прямолинейна и выскажет Роузу всё в глаза. Вы можете за себя постоять.

Группа решит разделиться, и вам нужно будет выбрать напарника для дальнейшего расследования:

  • С Киллианом. Останетесь на втором этаже с Киллианом, чтобы допросить персонал отеля
  • С Лимой.
  • С Рэйтаном.

Если выбрали Киллиана

Мужчинa пpeдлoжит пepвым дeлoм oпpocить гopничныx.

Часть сари зацепится за серёжку Амалы, и Киллиан, Лима или Рэйтан предложит свою помощь:

  • Да, пожалуй (23 алмаза) / Довериться / Позволить. Киллиану понравилось помогать вам (Кат-сцена) / Вы немного сблизились с Лимой / Рэйтан считает вас привлекательной (Кат-сцена)
  • Попробую сама / Сменить тему / Веэливо отказаться

То, кого вы будете допрашивать, зависит от сделанного выбора.

Если выбрали Киллиана:

  • (Быть строгой.) +1 Независимость
  • (Быть мягкой.) +1 Лояльность
  • (Быть щедрой.) +1 Лояльность

Если выбрали Лиму

Дeвушки зaтpoнут личныe тeмы. Лимa увepит глaвную гepoиню, чтo oнa пoнимaющий и иcкpeний cлушaтeль, и ecли дeвушкa зaxoчeт пoдeлитьcя xoть чeм-тo, тo кpиминoлoг oбязaтeльнo выcлушaeт и пoддepжит:

  • Дoгoвopитьcя (2З aлмaзa). Ты нeмнoгo cблизилиcь c Лимoй / Aмaлa ничeгo нe paccкaжeт личнoгo, нo дeвушки дoгoвopятcя пoддepживaть дpуг дpугa в paбoчeй гpуппe.
  • Cмeнить тeму. Нет никакого эффекта

Если выбрали Лиму:

  • (Пригрозить.) +1 Независимость
  • (Схитрить.) +1 Лояльность
  • (Надавить.) +1 Независимость

Если выбрали Рэйтана

Увидим cцeну paзгoвopa Aмaлы и Peйтaнa. Из кoтopoй узнaeм, чтo мaмa и бaбушкa глaвнoй гepoини были пpoтив, чтoбы Aмaлa oтпpaвилacь в Индию, нo вcё paвнo cудьбa пpивeлa дeвушку нa poдину eё пpeдкoв.

Hapяд глaвнoй гepoини зaцeпилcя зa oбувь.

Пpoвoдник вызoвeтcя пoмoчь Aмaлe.

  • Пoзвoлить (2З aлмaзa). Pэйтaн cчитaeт тeбя пpивлeкaтeльнoй. Apт
  • Beжливo oткaзaтьcя. Нет никакого эффекта

“Чeгo oн вecь тpяcётcя? Epундa кaкaя-тo. Haдo дeйcтвoвaть инaчe”:

  • (Уговорить рассказать.) +1 Лояльность
  • (Встряхнуть его.) +1 Независимость
  • (Привлечь его внимание.) +1 Лояльность

Вы узнаете, что дипломат в последние дни был слишком нервным и чего-то постоянно боялся. Затем группа решит исследовать номер мистера Хейза, который до этого уже обследовала уволившаяся горничная. Серия завершится.

Haris El-Muhasibi – Kalb Hayati-2_text

Doç. Dr. olarak atand. 1997’de Doçent, 2003’te Profesör oldu.

Halen bu görevine devam etmektedir.

Razi’nin Tefsirinde Tasavvuf, zmir, 1996.

Gece badeti, zmir, 1999.

ehitlik ve ehitlerin Mayat, st. 2001.

ARKADALAR VE NEFS TANIMA

Kulun Tevbeye Azmedip Sonra Dönmesi

Muhalif Olacak Hususlar)

“Nefsim, Allah hakkna

etme ve Allah’a yaplan

etme konusunda Baz haklar zayi etmeterk

bu kuauda azim gösterdi. dikçe veya baz taatlarda yapmack hareketlere girmedikçe, bu durum böyle devam edecek gibi. Peki ben nereden geldim?” karar

“Senin havfn zayftr, Allah’tan olan

lavfmn güçlenmesi ve saknmamn artmas

tavsiye ederek cevap

idman yaparak ve

gösterme, günahlarda srar

korkuttum. Neticede azim ve

üzerine riyakâr ol-

aya kayd ve Onun yine aya kay-

kld. Ancak çok geçmeden, nefsin

döndü. Tevbe ettim ve azim gösterdim.

d, ben yine tevbe ettim ve azim gösterdim. Sonra baz günah ve

döndüm. Bazlarn da tam

“Sen daha cehalet dönemine yaknsn. Günahlarla

ve murâkabeye itinada

nefsin güçlüdür. Lezzetlerle olan ülfetin ve

ilikinin iddetinden ötürü, ehvetin galeyandadr.

çabuk dönüyor ve Allah hakk da

gösterdiin azminde vefal

davranamyorsun. Neticede baz

ibadetleri zayi ediyor

yapmack bir ekilde yapyorsun.”

“Arzularm nasl tabilirim,

öldürebilirim, hevâ-i nefsi nasl zayfla-

düün, Allah’n bunlardan

rü sana verecei azapla ve tekrar dirilme, sorgulanma, iddetli

azap ve sevaplardan mahrumiyet fikriyle nefsini korkut.

sen bunlar hak etmisin. gelecekten endie içinde

ederek nefsin lezzetlerine engel

yince, çabucak dön,

Nefsini korkutma temrinlerine

güçlenir. Nefsin istek ve isyanlarn reddeder,

kullandrmazsan, âdetlerinden kopar, zevklerini vereceinden ümidini keser,

olursa da, arkasndan

hemen korku ve üzüntüyü devreye

ite o zaman takvaya

dorulukta müstakim olur ve

Allah için murakabe ve ihlâsta yükselirsin.”

“Bu bana çok uzun

temrinlerde ve nefis mücahedesine güçlü olabilmem

zayf olduumdan ötürü bana

Arkadalar ve Nefsi Tanma .

gereken ya da Allah’a

gider ve takvan güçlenir: Birincisi,

bütün sebepleri ortadan

gereken veya yerine getirmen

etmene yardmc olan tek

sonra fazla bekleme-

günaha almadan, arzularn tatll kalbe yerleme-

den hemen günah kökünden koparmaktr.”

“Ayak kaymasna ve hataya neden olan eyler hangileridir?”

“Meselâ adam, helâl olmayan

eye bakmaktan ve bu iten

holanmaktan ikâyet etmektedir. Yol kenarnda oturup ko-

veya dinlenmektedir. Arkadalaryla

Yol kenarnda her oturuunda nazar etmemeye niyetlen-

mektedir ama, nazar

galip gelir ve nazar eder.

ehveti aniden galeyana Sonra döner,

bu oturma iini terk eder, evinde veya mescidinde oturursa, onu fitneye sokan sebep ortadan kalkar. Bu haliyle, fitneye maruz eder. Sonra yine oturur ve

kalan en güçlü insandan daha güçlü

tekrar eder. îte

adam, kendisini fitneye sokan sebebi ortadan kaldrnca, le

yüz yüze olan en güçlü insandan daha güçlü

terk etmek, fitne sebebini ortadan kaldrr.”

ihtiyac dinî bir vecibe

çksn. Olup olmayacanda üphe isyân etmesin.

yerine getirmek için

olmayacan ise eer çkmak nefsin

günahtr. Nazarn olup Aksine, Allah biliyor

rahat veya zevk

Allah’n sevmedii bir

meyip dinini korumak gayesiyle, çkmayacakt. Yani Allah’n haklarndan bir vecibeyi eda etme gayesi olmasayd, çkmayacakt.

Allah ona kzar endiesiyle, nazardan

mimiyeti Allah tarafndan bilinince, Allah için olur.

vecibe olmasayd, Allah’a tevekkül edip çkmayacakt.

Allah onun, nefsinin rahat için korur.

etmeyecek kadar kerem

ihtiyac, kendisi veya ailesi için mutlaka yerine geti-

onsuz olmayan dünyevî bir

saylr. Allah onun, Rabb’inin

lunmak veya övünmek ceini

maln artrmak, riyada buçkmayacan ve terki tercih ede-

Allah’n taat üzerine

ailesi için zaruri bir

durum olmasayd, Allah’n onu

yeceini bildiinden O’na tevekkül edip çkmayacakt. Nefsinin lezzeti için çkmaynca, inallah, Allah’n onu terk etmeye-

ceini ve koruyacan ümit ediyorum. htiyaç olmadan ve daha önceki tecrübelerden, günahtan salim kalmayacan bildiinden, irâdesi güçleninceye kadar, bu tür

çkmasn demiyorum. süre

dar çkmay terk etmesi evlâdr.

Kendini tedavi edinceye kadar, ksa bir

çkmamasn uygun görüyorum. Gybet etme,

olmayan eylerle aka yapma ve baka-

syla alay etme gibi konularda dilinden ikâyetçi

Bu durumun ne zaman ve hangi artlarda daha çok olduunu aratrmaldr. Arkadalaryla beraber olunca m,

yoksa olmaynca geliyorsa,

bu durum çoalmaktadr? Beraberlikten

getirilmesi gerekli olan bir vecibe veya onlarla beraber rz’k

etme yolu ortaya

nefsinin rahat veya arzularn

tatmin etmek için deil, o vecibeyi yerine getirmek veya geçi-

Bu durumda Çünkü O biliyor

için Allah’a güvenmelidir.

ve arzularn tatmin etmek için oturmuyor. bir vecibeyi yerine

getirmek veya bu vecibeyi yerine getirmeye

etmek olmasayd, Rabb’ini kzdracak endiesiyle, oturmay terk ederek Allah’ tercih ise,

inallah, Allah ona

kalamayacan, konuma ve yaknlklaryla onu Rabb’inin houna gitmeyen zeminlere kaydracaklarn bildii ve bunu birçok tecrübelerle snad halde, onlarla olunca salim

yerine getirilmesi gereken dinî bir vecibe veya

gereken ve onsuz olmayan bir geçim vastas da ortada yokken oturursa, bilerek elleriyle kendini tehlikeye

Adamn htiyac çin veya Ahiret Arkadalar Olarak Gördüü Fakat Yanlarnda Oturunca Salim Kalamayacan

Bildii Kiilerle Oturmak çin

Dar Çkmas Dedim

kalmayacan defalarca denemesine ramen, Rabb’inin houna gitmeyen sözler söylemeyeceine azmederek çkan kii hakknda görüün nedir?” “Yanlarna gidince salim

“Daha önce de Rabb’inin houna gitmeyen eyler konumayacana azmetmi olmasna ramen salim kalmamsa, bu-

korumamasna neden olmu

denemekle kendini tehlikeye kendini tehlikeye

az salim olan orta-

yukarda deinilen nedenler dnda onlarla oturmaktan ve onlar ziyaret etmekten kaçnrsa, Allah

etmeyecek kadar kerem

rahat ve arzularna

onlar terk etmitir.

yerine getirmek için onlarla oturunca,

hevâ-i nefsine tercih etmitir.”

beraberlii hayr ve zikir için olur da

gitmeyen baz sözler de konuulursa, durum nasl olur?”

“Meclislerini ve beraberliklerini terk etmelidir.

tecrübe etmitir. Ayrca, nafile bir i, günah-

“Ama onlar Allah için Dedi

“Yalanclar bu ad, davalar

kullanrlar. Allah için kardelii deil,

habbeti bile iddia eden kimselerle en azndan, üzüntüye gir-

karde, arkada ve dost desen

dümannmaruz kaldn kii,

nasl Allah için karde ve arkada oluyor ki?

öyle bir kelime

duymusundur: “Adam Allah’n gazabn zirve seviyede hak eder.

Konumasyla seni Allah’n gazabna maruz brakandan daha düman, kim yardr? Behz b. Kyamete kadar

üzerine gazap yaztlr.”

Iakim’in rivayet ettii hadîs ise öyledir: “Yalan konuarak halk

güldüren kiiye yazklar olsun, yazklar olsun, yazklar olsun!”2

için öyle bir söz söyler ki, Allah’tan, yerle

sndaki mesafe kadar uzaklar.”

senden raz olur ve nefsin de bundan

vazgeçmez. ster adaletle

düman olduu kiiye düman olursan, bu ifrat olur. Ama konuma bundan da fazladr. te bu sana dümandr, dost deil.

ifade edildiine göre

Cenâb- Hak, Hz. Musa’ya unu

vahyetmitir: “Ya Musa, kendine dost ararken dikkatli

yardmc olmayanla arkada Çünkü o senin dümanndr, kalbini katlatrr.” üzerine sana

ite böyle olan, senin

vb. isimler verirsen,

üfüren kii gibidir.

cl-Bulmri, Zehaib, 31; Müslim, Birr, 145;

10; Darimî, sti’zan, 66.

da öyledir. Onlarla beraber Allah’a isyân etmesen

öyle buyuruyor: “Kötü arkada, körüe seni

hak etmediin eyi vermi olursun.

ilemene neden olandan daha

Allah için arkada,

Allah’a isyan edilen kii nasl Allah için dost olabilir?

megul olmasna ve oyuna dalmasna engel olamazsn. Bu türlüsü karde deildir, dümandr, hatta dü-

ksmdr: Adam var onu tanmazsn veya taarkadaln olmamtr. Adam var bid’atçdr, adam

yannda durumu kapaldr, ama

Kalbin bid’atçdan ve fasktan nefret eder. Seni

Tanmadn ve arkadalk etmediin

dostluk kurmazsn. Bunlarla aldanmazsn,

eklinde, senin gibi olan, dostluk kur-

Beraber gaflete dalar-

sn, Allah’ hatrlamayacak ekilde O’na isyan edersin. Veya

hatrlarsn da, gaflet perdesinin

Zaten avclar da karga avlamak

eytann oyunu ve aa düürür. En yumu-

oyunlar yaparlar. Ser-

Her kuu avlamak

kendi cinsinden bir

Hz. Ebû Derda’nn, Hz. Selman’a

alardr. Onlarla seni uyutur, neticede ak avcdan daha yumuak davranr.

ama ruh ruha yakndr. Gökteki ku yerdeki benzerinin yanna konar.” Ne güzel söylemi. Biz de bunu tecrübelerimizle görüyoruz. Avc, benzeri bir ekildeki kula kular avlad gibi, eytan da, ayn eyi yapar. Çünkü senin bid’atçdan, fasktan ve avamla ünsiyetten nefret ettiini bilmektedir. Kalbini, ayn tipte kiilerle “Beden bedenden uzak

Arkadalar ve Nefsi Tanma arkadala,

Ülfet ve sevgi içinde onlarla

fasktan çekindiin sin.

sevmeye davet etmektedir. zaman, bid’atç ve

onlardan çekinmez ve endie etmez-

ünsiyet kurar, rahatlar,

yaklar ve konuma-

larna ortak oluncaya kadar sözlerini süsler. Sonra, arkadalar

havf sahibi olduunu, gybet, yalan ve benze-

eylerden nefret ettiini, onlardan çekindiini

dana hemen bu dip, ünsiyet laf etmeyi,

tür eylerle süslü laf yaptrmaz. Allah’ zikre-

tiplerde olurlar. blis, senin

brakr. Sonra fuzûlî

sükûnet bulmay güzel,

dalnca, gybet ve yalan süsleyip güzel gösterir.

iinizde havf sahibi kiiler iseniz, gy-

yapmay, Allah adna gazaplanma, hayret etme, reddetme

veya söz konusu kiiye

bu makamda havf

sahibi deilseniz, gybeti, ikinizin zikrettii

veya birinizin zikredip dierinin raz olduu, o kiiye gazap-

lanma, kinlenme, öç alma vb. ekillerde yaptrr. Ya da halkn

noksanlklarn anlatp rahatlama yoluyla gybet yaptrr. Yalan ve alay da böyledir. eytan,

Allah’ henüz zikretmeden, size bunlar süsler ve yaptrr.

man, kulu, Allah’n

kul kabul etmez. Nefsi,

istemez, nerde erli eyleri

gelince, onu, kendisi

konuacak? Buna kar

altna alacak biriyle karlatrr.

konumay ho gösterir, derken laf laf açar. Bir günün tamam veya günün büyük bir ksm susma ve selâmetle veya faydal eyler konuma ya da Sonra,

geçer. Allah için

Sonra ayrlmayacak ekilde ko-

Neticede, ikisine de lânet

Onun için Hz. Ömer öyle demitir: “nsanlardan emîn olanlarn dnda, arkadalarndan çekin. Allah’tan korkmayandan da emîn olunmaz. Çünkü o arkadan, gaflete dütüün zaman, seni uyarr.” Onunla buluunca selâmetini artrr. Fay-

yapyorsan seni zikre

ve tevbe edersin. Allah’n

olur, yararlanr ve

seni nehyeder ve uya-

gitmediini bilmediin eyi

günah olarak bilmediin hata-

lardan, gelecekte de çekinirsin.

mam afiî de öyle diyor:

“Aklnn yars arkadandadr.” Ne güzel söylemi! Çünkü, gafil olduun konuda akln uyarnca, sanki akln yars ondayd da sana iade etti gibi olur. Veya bütün akln ondayd

anda onu sana iade

aklnzn yars birbirinizdedir. Çünkü, arkadann olduu konuyu sen fark ediyor ve onu ikaz ediyorsun. Sen

olunca, o seni uyaryor. Bir araya geldiinizde,

görmü oluyorsunuz. Arkadalarn arasnda oruç

tutsa, gazvelere katlsa,

hacca gitmi olsa

Çünkü, namaz, orucu, hacc, kendisinedir; onunla Allah’n

houna gitmeyen konumalara

Bunun örnei una benzer: Zengin bir arkadan olsa, sen de fakir, muhtaç bir adam olsan. Sana her geldiinde yemeini yese fakat sana hiçbir ey yedirmese, mal onundur, zarar ise sanadr. Aynen bunu gibi namaz, orucu vs. onundur, sebebiyet verdii vebâl ise sanadr.

Sen onunla karlamadan önce selâmette tan sonra seni dinde

Bazen o seni fenala daldrmadan, sen ie balayabilirsin. Çünkü, kalbinin rahatlad, nefsin ünsiyet ettii bir yerdesin. rir.

ve taatine dalabilirsiniz ya da gücünüz nis-

ümidini kesmez, neticede Allah’n

konumadan ayrlmazsnz. Üzerinde üzerinde lamaz.

onu karüzerinde yardmla-

bir farz zayi ettiniz, nafile

te asl hüsran budur.

Allah’a isyan ettiin, tasannuda

arkadan vardr ki, ölmüler, kabre yönelmekle seni yalnz brakmlar, onlarla ilediin günahlar yazl bir ekilde geride kalmtr. Arkadalkla ilgili söz çok uzundur ama, burakadar

onlarn sohbetlerini anlatacam, inallah. Burada, azmini kracak ve zayf olduun zaman tevbe ile Allah için vefa

ayrldn zaman Onunla

kartrmayacan sebeplere dikkat çektim. kesersen, nefsine kar güçlü olursun. Çünkü ii

güçlü olan fitneci sebeplerle olabiliyor. Zira, fitne

karlanca, zayftan da daha zayf

veren sebeplerden kaçmaktadr.

sebepler zayf olan arkadalarndan ayrnca, günahlar terk

etme konusunda, daha güçlü hale gelmektedir.

ve rahatlkta on-

önem vermen, Cehennem’e kar

Böyle olup tezekkür ve tefekkür edince, tefek-

kürü güzel yap ve aratrmay derinletir. Ta

lardan daha galip kimse

kalp için, onlardan daha

dinine eksiklik koyan eyin gerçeini anlayasn.

Cehennem’e kar bedenine acyp dinde noksanlktan endie

konuya yaklarsan, sana anlatlan cümle-

lerden iin özünü anlarsn.

Bunda Allah’n gazabndan da emin

olamazsn. ayet, arkadalarnla

gitmeyen sözler söyleyeceini

rak onlara vc kendine

ve onlarla caktr.

sonra nefsine acya-

bakarsan, içinde bulundu-

tehlikeden ötürü kyamette onlardan

onlarla sohbetten ötürü

büyük günahlar yüklendiini görecek

karlamadan daha çok

Bu Allah’tan korkup

nefret ettiin bir

Bu konuda çok açk din kardelerinle her

örnek vardr. Meselâ, arkada ve

elbisenden bir iplik koparsalar, onlarla lr!

Onlardan da onlarla bulumadan da nefret edersin. Çünkü,

devam ederse sakaldan olacan ve bir köseye dönüeceini gayet iyi bilmektesin. O zaman da halk sana aalayc böyle

ekilde, elbiseden de olursun.

nefsine ve dinine

dinine verdii eksikliin

özünü anlayan kimse, onlarAncak verâ’ ve saknma açsndan Bunlardr Allah

isim onlar için haktr ve gerçektir.

de, nefsimin onlarla

bütün arkadalarm terk ettiim

olmas ve sabrszlk

göstermesine ne dersin?”

“Nefsin onlardan ayrlmay kabul ettikten sonra, emin o-

konulardan kaçnsan ve kendini koruyup Allah’n gitmeyen eyler konumadan, aradan birkaç gün geçse,

için kalbin, ferahlanr.

onlarla daha az

bulumaya gayret edersin. Selâmetin tatlln duyup bununla Allah’n rzâsn ümit etmeye balaynca, onlarla bulumak ve onlar görmekten daha kötü bir Seni bu

isteyen birini hissedersen, o-

bunun tatlln duyuncaya kadar, yalnz kalmaya çalr, seni bu halden koparmak isteyenle bulumaktan nefret edersin. Çünkü, gaflette olan müridin rahat konumakta, kederi ise susmaktadr. nsanlarla konuup rahatselâmette kalp kalpten

mette kalma istei galip der

bu böyledir. Kalbine, selâdeildir. O zaman da susmak ona ke-

sevgisi kalbine galip olan için

Selâmette kalmaya lip gelir,

sonra da salim kalmak için

Allah’n kendisine nimet olarak verdii selâmetten onu ayracak olan karde ve arkadalaryla konumak ona gelir. sa,

kaçrnca, yeryüzü, bütün geniliiyle ona dar

dünya ona zindan

Çünkü onunla karlamadan önce hem

de bedeni selâmette

Sonra O’nun gazabna neden olmasndan korktuu eyler ko-

yüzü bütün geniliiyle ona dar

bouldu. Çünkü selâmet tehlikeye dönümütü.

konumaktan kaçnnca, yer yüzü bütün genilii ile ona dar geliyordu. imdi ise üzüldüü bir kelimeyi konuunca bu durumu hissetmeye balad veya i o hale Daha önce

dönütü. Bu, verâ’n miras, takvânn âdeti ve Allah’n, güçlüe gö-

üs gerip ehvetlerle mücadele eden müritlere olan yardmdr. Dedim

“Onlarla ünsiyeti terk etmeye azmetsem

bile, onlarla kar-

lamaktan tamamyla kurtulamam. Çünkü, geçimim

bir ilim halkasnda, cemaatle

üzere gittiim camide, bir cenaze namaznda; onlardan birinin

veya benim bir iimin onlardan birine

beni ziyaret etmelerinde, nasihatimi ka-

bul eder de, benim ondan

o da arkadalarndan

ayrlr ümidiyle, onlardan birine yaklamam durumunda, onlardan biriyle

“Sen onunla dostluu terk etme azmini gösterip ondan ayrlarak

seçtikten sonra, seninle

holanmadn, konumasna kar

senden utanr ve sevmediin halde seninle dost olmaktan çekinir.

Ondan çekindiin zaman,

kalbin onunla gaflete dalmaktan

O da bu tavrn görünce senden uzaklar.

Arkadalar ve Nefsi Tanma’ Onunla konuma beplerden ötürü

ve arzusu olmadan,

karlar, sonra da

endiesiyle, dikkatli davranrsan, kötü veya fuzûlî bir

“Herhalde beni, Allah’n taatndan alkoymak

bir dille uyarr,

Belki de ona bir faydan olur. Nasihat kabul

edecek bir kimse deilse veya bir ey desen, sana dinî açdan zarar verecek ekilde seninle tartacak bir ahs ise, konutuklarndan

holanmaz ve kaçnrsn.

muak bir ekilde ona ya girmezsin.

O hevesli olsa bile, tartma-

konuda açklama istiyor, sen de bunu açklama yaparsn, aksi takdirde susarsn. bir

uzatr sen de ona engel olamyor ve oradan da kalkamyorsan, gücün varsa, ahireti hatrlatrsn. Belki

bu konumadan vazgeçer, sen de sevap alrsn. Nitekim brahim ct-Teymî’den söz rivayet edilmitir: “Öyle adam var ki,

konumaya dalan topluluun yanna gelir, onlar zikre yöneltir; hem yaptnn sevabn alr hem de onlarn sevab batl bir

kadar ayrca sevap alr.”

Hayrla konumaya balarsa, yine de kendi kendine, “Bu hayrl bir ey, ama bundan sonra ne gelir bilemem.” der dikdavranrsn. Senden ve arkadalarndan edindii tecrübeden ötürü, sana Allah’n zikri ile konumaya balad halde, katli

sen dikkatli isen,

Bu durumda Allah’n

rinden sonra ikinizi de ilgilendirmeyen bir

konuursa, süregelen saknmadan ötürü, durumu hemen anlar onunla konumaya dalmazsn. Aranzda bir konuma geçmezse, saknman, Allah’a kar havfn artrr ve bu davrann sana tecrübe

zaman, zikirle balayan sonra da zikir esnasnda veya sonrasnda, mâlâyâni veya Rabb’ine kar günah olan bir olur,

yaplabilecei durumlar karsnda,

Çar-pazardaki kimseler de böyledir. Geçimin

konuursun ama, Onlardan

kalbin dikkatli ve

biri seni ziyarete gelse

veya bir ihtiyacn

ya da bir ihtiyac için o sana gelse, onunla

maya dalmaz, Allah’n raz olduu

ura! Ancak onunla karlatn zaman,

getirmen vacip olan bir eyle imtihan

onunla durumun nasl olaca tam

Yüzme örenen birinin boulan çalmasna benziyor. Nasl kurtarabilir ki?

sözler söyleyinceye kadar

konumaya dalnca, daha önceki saknmayacan biliyorsun.

Kendisine nasihat edesin diye

uzun boylu konu-

susarsn. Zira ötürü, kalbin

Allah’n gazabndan korkarsan, kabul etmesi ar-

emreder, kötülükten nehyeder veya uyarrsn.

Aksi takdirde susar, tartmaya girmezsin. Allah için ziyaret ettiin veya onlarn seni ziyaret ettii ak-

araya geldiinde Allah’n

tecrübelerin, onlarla bir

houna gitmeyen konumalara dald-

gösteriyorsa, nefsinin rahat için onlara gitmezsin.

Ünsiyct seni, evinde beraber olup kendilerinden bu ko-

üphe etmediin kiilerle gaflete sürüklüyor ve haram eyler konumana neden oluyorsa, onlara kar da diknularda

olmalsn. Bu en zor sebeplerdendir. Onlardan uzakla-

amyorsun ama trken söyledii

Allah’n Cennet ehlini anla-

önce biz, ailemizin (Tûr, 52/26)

olan da öyle anlatyor: arasnda (mark ve) sevinçli

Dininde seni fitneye düürmelerine onlara ac. Onlarla ünsiyetin ve onlar

bu en zor durumdur.

Dikkatli ol ve üzerinde terbiye

etme hakk olanlar, Allah’n emrini yerine getirinceye kadar,

houna gitmeyen konumalardan

Allah’n lah sana,

terbiye edin ve öretin”;

kadar sevap alrsn, senin yol ve

lim kimseden rak ilim

huyunu örenirler ve

u âyeti görmüyor mu-

ve zekât vermeyi emrediyordu.”

de böyledir. Onunla selâmette kalamayacan

ve onunla oturuyorsun.

Bu durumlardan terk ederek, terk ol,

zaman, ayrca onlarn sevab

Hz. Peygamber’e de, “Ailene

zaman, bâtla dalmaktan ürker hemen tevbeye

dönersin. Allah’n, Hz. smail’i

neye sevk edecek eylerden çekinirler. Onlarla gaflete

nehyedin”; Dahhak, “Ailenize kendilerini yin.”

onlar terbiye etmeyi emrediyor: “Kendinizi ve

nizi ateten koruyun.” (Tahrim, 66/6).

O zaman ya yalnz ola-

olacan kimseyle ören.

beraber oturmay, ilim tahsilini

yüz hatlarnla onlar da dikkate sevk

getirmen gereken bir haklar varsa, yerine

Ya hepsi yararlanmaktadr, ya bir ksm yararlanmaktadr ki, bu da sana yeter, ya da yapmack hareket etmekte ve seni oyalamaktadrlar. Ya da seni uratrdanladndan, senden utanr ve geri çekilir. O zaman da üç gruptan

salim olur, bir felâket ve günahla

ilim tahsil edersin.

Ticaret veya sanatnda sana ortak olan veya ücretle

dn ya da yannda dir.

onunla sürdürdüü âdetlerinden

sürdürdüü âdetlerden kes. Sakn ve sakndr. Diuratarak dünyan slah etmesinde yardmc olma.

Çünkü, Rabb’ine dönmekten ve O’na tevbe etmekten müstani kalamazsn. ayet azmin, kullardan ve baengel olmasn.

ka eylerden gelen ve

Allah’n sana vacip

yaparken kaydran sebepleri kesmekse, bu azme mukabil Allah’a

olur ve buna sebep olan

Allah’a istifar eder,

eyden kaçnrsn. Gelecekte böy-

ve benzerlerinden saknrsn. Allah korkusu ve ü-

yapnca, inaallah bu

Bunlar ve benzerleri, sana

gelecek için de tecrübe ve ibret olurlar.

Eer Allah’a sadk yardmyla

zaman geçmeden Allah

mücahedeyi merhametle karlar, nefsin senden ve sürükleyecek,

kaydracak eylerden ümidini keser ve

Bu sebepler ve seni fitneye sürükleyecek, ayan kaydracak baka sebepler çknca, sana anlattm gibi davran. Bütün sebepleri anlatmak kitab çok uzatr. Akll olan tafsilata gerek kalmadan iaretle de saknr.

Ayan kaydran sebepleri ortadan

kaldrmak ve organlarn Rabb’inin alkoymak, perhiz yapmaya benzer.

kalma ümidi ve uzun süre devam edecek hastalklar korkusuyla,

zevklerini terk etmesi gibi, perhiz

Rabb’in için teklerini yerine

altnda ve her taraf

yatalaktr. Takdir edilen

olur, perhiz yaparsa yaar. Doktorlarla

Bütün arzu ve isdüünelim. Sevdi-

eylerden yerse helâk

karde olmu, eczanelerin

göüs germi, güzel yiyeceklerden uzaklamtr. Az yedii ve hasta olduu için bedeni çok /.yflam. Her gün küçülmesine ramen shhati artmaktadr. O

perhizi tercih ennektedir. Nimetler denizi içinde bedeni eri-

mesine ramen, helâk olur endiesi ve perhizin ona shhat verecei ve devaml salk içinde olan bir bedenle o nimetlerden yararla-

ve hastahksz, sefa içinde hiçbir

yaar ümidiyle, bu yola devam ennektedir.

helâk edecek her tehlikeye

yapmaktadr. Üzerinde, zayflk, maaralara çekilme, halktan kaçma, kullarla ünsiyet etmeme, hüzün ve sevinmeme apaçk görünmektedir. Bütün bunlar, dünya zevklerinden yararlanmaktan holanmad ve Allah’n gazabna düçar olur da kendisine azap

hak olur korkusu ve bununla Allah’n

azabndan kurtulma, rinden hastahksz bir

kazanma, Cennet zevkleekilde yararlanma ve bunu takip edecek

sonsuz bir hayât ve Allah’n yüce

karlaabilecein kötü akbeti

düün, ahiretin güzel hayâtn iste, rzâsn O’nun adna perhizden yararlan. Çünkü O,

mücahede ve mücadelede güçlüe göüs Allah sana yardmyla yönelir, seni kötülüe götürecek

eyleri terk etmeyi kolaylatrr, taatyla seni nimetlendirir.

tekellüfsüz bir kerim,

yannda cimriliin yanama-

Mürid kulundan, rzâsn talep etmede doruluk, nefsiyle mücadele, hevâsyla mücahede istemektedir, îte o zaman zorluklar hafifletmekte, hevâsn öldürmekte, bir cömerttir.

görünce, bütün ilerini

ayet bedeni zayf dünya ehlinden biri, efendisine yönelse ve yürürken bazen düse bazen de ayaa kalksa ve bu durum defalarca tekrarlansa;

sonra efendisi geri

kölenin kendisine yönelirken,

dorulup tekrar ona yöneldiini ve dümesi, ona yönelme ve yaknnda bulunma isteine engel olmadn görse ve bu durum defalarca tekrar etse; efendinin yannda da çok sonra

sayda binek olsa,

üphesiz o efendinin kerem ve rahmeti,

insan da kendisi istirahat etsin

çabucak kendisine kavusun diye köleye, hemen

bu efendiden çok daha merhametli ve kerem Mürid kul, nefsiyle mücahede ederken, aya sürç-

mekte ama, bu O’nun rzâsn dr.

etmeye engel olamamakta-

Aya kaydnda, yüz üstü düüp sapandan daha çok üzü-

Allah kulunu böyle görünce, ellerinden tutarak

etmeyi hafifletmekte, onu kurb derecelerinin yükseklerine

çabucak çkarmaktadr. Kerem ve cömertliinde, rahmet ve re’fetinde, lütuf ve

efkatnda ei ve benzeri olmayan

“Bana riyay ve sebeplerini anlattn. Riya nerden

Dedim zel gösteren

bana tuzak kuran, dünyay gü-

dümanm ve beni fitneye sevk eden dünya vardr?”

“Dümann, ancak nefsinden ald güçle sana zarar verebilir. Eer böyle olmasayd, dümann daveti seni Rabb’ine daha çok yaklatrrd. Seni davet edince ona uymay reddettietmi olursun. Çünkü o seni Rabb’inin houna gitmeyen eye davet etmi, sen ise reddetmisin. Bu konudaki korunman Allah korkusundan ve O’nun sevabn inde, bununla

gelmektedir. Daveti reddederek,

ümit ve recay yerinde kullanm oluyorsun. Nefsin dünyaya

deer vermeyince, onun güzellii seni Allah’a daha çok yaklatrr. Çünkü dünya ile imtihan edilmisin ama ona yüz vermemisin.

Ahireti istemi ve

ona rabet etmisin. Dünyada

ve neticede ahirette

yararlanmay reddetmi ve dünyann sebep ol-

duu bir imtihanda Allah’a itaat etmisin. Nitekim

öyle buyuruyor: “Biz yeryüzündeki

kendisine süs olsun diye yarattk

onlarn hangisinin daha

Allah, zînetler arasn-

da senden güzel amel etmeyi istediini bildirmektedir. için,

dünyada güzel nimetler yaratm

amel edeceini denemektedir.

kimin daha güzel

Dünyada yaplacak en güzel amel, ona kar zahid davranmak ve ahireti ona tercih etmektir. Bunu yapamaynca, Allah’n Allah

neden olan bütün

sana gerekli olan verâ’dr.

Sen nefsine uymadkça,

dalâlet ve hataya

davetleri sana hiçbir zarar vermez. Aksine, Allah ve

ve insanlar reddetmekle sevap

alm olursun. Sana

yapan, eziyet eden, tuzak kuran ve sana

aan da böyledir. Bundan ötürü Allah’a isyan ona karlk vermezsen sana bir zarar veremez. Aksine

senden yararlanmak gibi, kendileriyle

ve kendini helak eder.

mücadele etmeyi Allah’n emrettii kimseler

müstesnadr. Onlarla mücadele etmen sana fayda verir. ki durumda da kârlsn. Ya galip gelirsin ya da öldürülürsün. Ga-

büyük sevap alrsn, öldürülürsen ehit olursun. Nitekim Cenâb- Hak öyle buyuruyor: “De ki, bize yalnz iki iyilikten birini gözetlemiyor musunuz?” (Tevbe, 9/52) Öyle ise, sana zarar veren her dümana, hevâ-i nefsin oyunu neden ollip

korktuum her mahzurlu i hevâ-i nefisten ileri gelmektedir. Bu ona muhalefet etmenin, Allah’a itaat olduunu göstermektedir. Allah’a itaatte ise, sdk ve muhabbet vardr. Bunu bana biraz izah ve erh eder misin?” “Öyle anladm

“Nefsini tasdik etmedikçe Allah’ tasdik edemezsin. Nef-

tanmadkça onu tasdik edemezsin. Onu kontrol etmedikçe onu tanyamazsn. Nefsini ölüm ve Allah’a arz etmen ve hallerine itiraz etmen gerekir. Onu, iyi yaptn zannettii sini

ilerde itham etmedikçe ve kötü yaptklar iler konusunda

itham edince, tefti edersin; tefti edince, hallerine sin; hallerine itiraz

arlar ve tanrsn.

Onu tanynca ondan saknrsn, saknnca gözetlersin, gözetleyince Allah’n taatndan kaçn, yan çizdiini, onu yaratann sevmedii eylerle süslendiini görürsün. Çünkü her kötülüün kaynadr. Her belâya sürükler. Onu yaratan Allah, onun devaml kötülük emrettiini, kötü hevâsna uyduunu haber vermektedir. Öyle

ondan sakn ve din konusunda

Nefsin Kötü Meyillerini Bilmek

“Nefsin baz ayplarn bilmeme

edeyim, tefti edeyim ve tanyaym.”

“Nefsin rzâ halinde

olmaya azimli olduunu,

reddetmeyip boyun ediini görmüyor musun?”

veya kâfir herkes rzâ

lendii zaman, nefisten

istersen reddeder ve kin,

kötü ahlâk, cahillik gibi çocuklara bile

bunu yapmyorsa, aldatan ve yalanc olmuyor mu? htiyaç annda seni terk ediyor, zenginlik zamannda ise yardm va’dediyor. ( )na muhtaç olduunda seni felâkete terk ediyor. Çünkü, sinirlenme annda,

hak edeceini, ateten korunacan,

gazabn kazanmaktan ko-

ona muhtaç olduun zaman, azab gerektirecek

ruzlara seni teslim ediyor,

bu konuda sana yardm ediyor ve

Kurtulmaya neden olacak eyler

ardan almana neden oluyor. Bunlar düman, yalanc ve suçlu kim olabilir? Ihlâs da böyledir.

sana yapandan daha

ihlâsl olur. Hâl-

buki bu ihlâs deildir, ihlâsa niyettir. Güya, çok muhtaç

olduun günde önceden

olmaktadr. Bunu hiç engellemeden gönül

çknca, kendisinden kaçacan

amele girmeye davet eder, yerine getirmeyi va’dettii

duygusunu coturur, ihlâstan ve amelin kabul olmasna neden olan eylerden alkoyar. Çok muhtaç olduseni alkoyar, riyâ

günde amelinin boa gitmesine neden olacak durumlarla

olduu anda en çok muhtaç olduun

seni ihlâstan alkoysa ve bununla,

günde amelinin boa gitmesine neden olmak verse,

Ortada bir verâ’

yokken, sana verâ’ vermektedir. Oysa bu

karlatnda, Allah sevaptan mahrum ka-

sana gazaplarn, azaba müstahak olur ve

lrsn endiesiyle, Allah’n houna gitmeyen eyleri terk etmeye ve azaptan emin olmak ve sevap elde etmek için de, günahlardan kaçnmaya davet etmektedir.

imtihan takdir edilip balayncaya kadar sürer,

ite o zaman arzulan alevlenir; azaba dûçar olur ve sevaptan

endiesiyle terk ettii eyleri istemeye balar:

Azaptan emin olmak ve sevap elde etmek ümidiyle, verâ’ göstereceini iddia ettii konulan reddeder. Seni aldatmak

sana vermeyi va’dettii

kncaya kadar ondan kaçmayasn ve ondan emin olasn diye, sana güven verenden, daha düman biri bulunabilir mi? Ki o,

için senin helak

olman ve bozulma-

n istemektedir. Zühd zühdü

de böyledir. Elinde bir

verir. Sana, zahitlerden

para elde edince, ya istekli ve o

duygulan kabarr, çok kazanma-

konuda mücadele eden

alkoyar, va’dini unutur ve sana söylediinin aksini

da böyledir. Genilik ve shhat zamannda, henüz be-

ve musibet ortaya

olduun razdr. Çünkü nef-

önce, senin rzâ ehli

houna giden bir haldir. Kendisi için rzâ istenecek herhangi bir durum yoktur. Dolaysyla bu rzâ deil rzâya niyettir. Çünkü rzâ, belâ ve musibetin ortaya çkmasndan sonra söz sin

musibet ortaya çknca ya da geçi-

darlk görülünce, rzâdan kaçnr. Aksine endie ve sürükler

Va’dettiini yerine getirmez. Allah’n

davet eden ve rzâya engel olan kendisi olur.

Tevekkül ve Allah’a güven konusunda da durum böyledir.

ve geçim sebepler yeterli bir

tevekkül içinde olur. Halktan ve Allah’n

deil, Allah’tan bir eyler beklediin bir hâl ortaya çknca, tamamen tamaha kaplr, halktan bekleme ümidi ve endiesi bagösterir, kalp

sebeplere sarlr ve

hareketler ve yaltaklanmalar balar. Nefis, ona seni Allah’a tevekkülden

muhtaç olduun zaman

Allah seni, onunla

vaadlerini hatrlatr ve va’dii

onu sktrrsan, seninle mücadele eder ve kar koyar. Va’ad ve ve’idi, Allah’n onu gördüünü, yarn hesaba çekileceini hatrlatarak zorlarsan, aklyla hatrlar ve onda yakîn ortaya çkar, marifeti büyür, basireti kuvvetlenir; bu durum onun boyun eme isteine aykr olarak, hevâsn ve huylarn kahredii

Senin, kendisi ve

görünce, fark edilmeyen çok

ardna düer. Tasannua girmen rahatlaman için ucbu;

kötülükleri arasna girdiini,

noktalarda zevk almak

elde etmeni isteme-

Ona meyledersen, Bunu yapamazsa onun olursa olsun

ve aldrmaz, elde ettiini kâr

onunla aldatt noktalarn ince-

nuda daha önce Cenâb- Hakk’n zikrettii hususlar kabul etmen ve ona dayanman durumunda amelinin boa gideceini, Allah’n kzgnlna maruz kalacan hatrlar ve kalbine havf ve saknma galip olursa, nefis holanmazsa da boyun eer. Sonra,

bu azme ramen aldatmaya raz olamazsn,

Neticede Allah’a davet eder, Allah’tan korkan

riya, kibir, haset,

olanlar gibi yaar, yalan,

gibi dinî afetlerden

Sen bunlara aldanr ve onun ortaya

olduunu zannedersin. Ne zaman ki, bir sknt, bir k etme hali ortaya çkarbclâ ile karlar ve dedii eyleri sa, kalbin, havf, ihlâs, zühd, rzâ, tevekkül, sdk vb. durumlar

konusunda durur, hevâ-i nefs galeyana

olan arzular coar.

etmi olsayd, ihtiyaç annda heztlar ortaya çkmazd. Zdd olan bir ey

bunlar kalbinde yer

kökünden sökülürdü. Öyle ise bunlarn laf olduunu, gerçek olmadklarn ve tahkik edilmemi iddialar oldukortaya çksa,

larn anlarsn. Meselâ halktan

onu bulamazsan, onun

görsen, tabiî ki

ondan saknma ve daha

yardmc olacana için,

güvenmemeye ondan sknt annda sana yere

dair sözler duysan, daha önceki

kadar az bile olsa, ortaya aksini

çkan en küçük bir kötülüü ettiin her hayr, onun hevâsna uyduun

Sen de gelecekte

Onun vefaszlk yapp seni terk ettiidümanna yardmc olup üzerine saldrd-

fazla dikkat edersin.

olunca seni terk eder,

ne hayret ederken,

seninle beraber oldu-

her kötülük de o seviyor diye

tevik eder. Zayi

ondan saknmak alirete

düündürürsen o seni dünya rahat üzerinde tefekküre davet eder, bu konuyu tartr ve temenni eder. Kldiki rekât namaz, seni dünya ileriyle ilgili bir eyler hatrve

olsan bir tarafa dayanr ve

düünmekte olduun ahiret konusundan seni ayrmak için mücadele eder. Hevâs aklna galip gelir. Akln gaflet eder ama o gaflete dümez. Akln bir

buna engel olmak

ondan ayrlman da

O bu halde sana dümanlk eder.

Dolaysyla onu tan ve sakn. Çünkü onu tanrsan ondan

Allah’a güven, tevekkül ve

nefret eder, ona kzar, Rabb’ini seversin. Nefisten ümit keser,

Rabb’inden ümitli olursun. Yaptklarnn Allah’n nimeti, minneti ve fazl sin,

bunlar yapmada Meselâ

ve ikrar eder, ükredersin. Nef-

ondan ayrlman da

onun yannda iin farknda deil iken bir kaya parçasyla kafan ezmek istese ve o anda dier arkadan bu tehlikeye ilse, sen

seni uyarsa, sen de

atlp elinden kaya parçasn

arkadan yaplan bir yemee zehir katsa ve dier arkadan, sen o yemei yemeden önce seni uyarsa, üphesiz ilk arkadandan nefret eder ve seni uyaran çok daha yere atsan veya o

seversin. Seni sin.

Sana tuzak kurandan ümidin

Onu anladn için

öldürmek isteyenden saknr, uyarana güvenir-

ona sevgin sona

uyarana bel balarsn. seni

iyilik yapar, faziletini ikrar edersin.

m, sana tuzak kuran dümann tuzandan seni kurtarmtr.

sana tuzak kuran nefsin, seni uyaran ve ikaz eden

Rabb’indir. Nefis kaç defa

belâ getirmek istemi, seni

kötülüe sürüklemi, sen de yapmaya yeltenmi veya yapmaya balamsn da Rabb’in seni uyarm, sen de ya o kötülüü

yapmam ya da yaptna piman olmu ve tevbe etmisin. Nefsini tanynca, ona kzgnln, Allah’a ise sevgin artar. Allah’a tevekkül eder, nefsinden ümidini kesersin. Allah’a gü-

venir nefsinden korkar vc ürperirsin.

yaptn iyilikleri ona yapmadn kötülükleri sever.

mezsin. Nefsin, iyilii sevmedii izafe etmezsin. Nefis, terk edip

Yaptklarn da been-

Sen onun sevdii eye kendini kaptrrsan, kötülük ilemen gerekir.

nefsin sevdiinin hilafna uyaran ve yar-

tanan onu dorularsn.

ona müdahale etmez ve arzularna boyun emezsen, o zaman da Allah’ dorular ve O’na takva ile bala-

nr, güvenir ve dönersin. Nefsini, seni ümitsizlie

kalan hususlarda itham ve tefti

houna gitmeyen Daha önce

ey bilmezsen, eyin ondan

tarafndan kabul edileceine dair ümidini de koru.

Seni affetmez düüncesine

Çünkü affedemeyeceinden korkan

Affedileceine inanan ve emniyet içinde aldanan

zalim, hain, aldatan, sözlerini süsleyerek delillerini güçlendiren biriyle

Kalp Hayat • 2 deliller getirebilesin.

bulununcaya kadar onu

kalmasn, hakk anlasn ve

hakknda deliller bulunan bir hakk yerine getirmekten çekinince, onu mahkemeye çkarr, hapis veya dövülme cezas verirsin. O bu duruma bakp elde edeceinin en azndan mahrum kalacan ve mahrum edildiinden daha fazlasnn kendisinden alnacan anlaynca, hakk yerine getirir ve zulmü reddeder. tiraf ettii veya

Ayrca Kitap ve sünnet delilleriyle de onunla mücadele et, aleyhine deliller getir, ayplarn aratr, kötülüünü ve yalanchatrlat. Tâ ki, hakk itiraf etsin ve boyun esin; mazeret-

Hakka boyun eerse, ne

Cehennem aCehennem azabnn

Aksi takdirde, hapistir.

iddetini ve onunla azaplanaca düüncesini ettir.

basireti ve yakîn

gözüyle görünce, içinde kor-

ku heyecan doar, piman olma, hakka boyun eme ve azmetmede gecikmez. Çünkü elde ettiinin çok fazlasnn kendisinden

alnacan bilmi ve görmütür.

Sonra terk ettii hususlarda seninle mücadele edip tuzak

kurmamas için uyar ve sakndr. Tartr ve mücadele ederse, hemen aleyhinde deliller getir ve azab göster. Onu, sevab terk etmekle sars, yakînî bir müahede ile bu sevab ona göster. Ayrca, nefse kar Allah’tan yardm dile, O’na tevekkül et, O’na dayan, O’na hüsnüzan herhangi bir iyiliin

Nefse tevekkül ettiinde,

Nefisten de ümit ve emelin

“Bana nefsimi tanttn. Ben de ondan sakndm. Riyay ve se-

imdi de nefsi daha iyi tanmaya ulathaberdar et. Her ne kadar onu bana tanttysan

beplerini anlattktan sonra,

ran eylerden beni

görmüyorum. Onunla mücadele

için gerekli aletler

Ucbun ne olduunu, nelerde bulunduunu ve ne ondan korunulacan bana anlat.”

fayda salamaz. ile

ekilde bulunan, günahla-

onlara göstermeyen, hata ve ayak sürçmelerini onlara süs-

ucub, kalbi kör eder. Öyle

beenen kimse, kötü biri olduu halde kendisini iyi, helik olduu halde kurtulmu, hatal olduu halde kendisini doru biri olarak görür. Ucub sahibi kimse, gaflete meyletmeye devam eder ve bu suretle bildii günah ve ayak sürçmelerini kendini

ameller gözünde çok görünür, o da bunlarla aldanr.

azalr, Allah’la aldanr. iftira

Dahas, bu ucub onu Allah hakknda

ve yalana sürüklemesine

zanneder; dalâlete götürmesine

gelenleri helak olur,

tekebbirler kibirlenir, böbürlenenler böbürlenir ve büyükle-

enler büyükleir (Yani bu durumlar daha ileri derecelere varr). Bu ümmetin ahirinin helaki da ucub sebebiyledir. Buna delil, Uz. Peygamber’in, bu ümmetin sonundakileri kasdede-

“taat olunan cimrili-

i, uyulan hevâ-i nefsi ve görü sahiplerinin her birinin kendi görülerini beendiini gördüün zaman, kendini kurtarmaya bak.

M “Üç ey kurtulu ve üç ey de

olunan arzular, uyulan cimrilik ve

Ebû Hüreyre, Hz. “Üç ey helak edici-

kiinin kendini beenmesidir (ucm).” der.

Peygamber’den dir. itaat

olunan arzular ve kiinin kendini

de bunun benzerini ifade

olur. Ümitsizlik ve

Allah rahmet etsin, ne

beendii zaman günahlarn

Günahlarn anlayamaynca onlar küçümser ve tevbe etmesi gerektiini düünemez. Günah küçümsediinden, layamaz.

ondan korkup çekinmez ki, kökünden söküp atsn. Böylece günah ilemeye devam eder ve helâk olur.

ve onlar önemser, sonra da

ümitsizlie düerse, tevbesinin kabul

mez ve yine günah ilemeye devam eder. Allah’a itaat edip O’nun rzâsna uygun amel ilemekten vazgeçer ve bu sebeple de helâk

Mes’ud bu sözüyle, kiinin kendini been-

mesinin helâk sebebi olduuna iaret etmitir. dini

nefsini tezkiye eder. Nefsini tezkiye edince

onu itham etmez; Allah’n emirlerine muhalefetini önemsemez ve nefsini kurtulmu zanneder.

Ebû Dâvûd, Melahim, «g- ay.

17; ct-Tirmizt, Tcfsiru Sûre, 5;

etmeyiniz.” (Neon, 53/32). Tefsirde,

denilmitir. Peki kendine göre nefsi kötülüklerden beri ise

nasl onu itham edebilir? nasl

itham edemeyince de ayplarn

hakknda Zeyd b. Elem, “Onu tebriye etmeyin.” demitir. bn Cüreyc, “Günah ileyip, ‘Biz taat ediyoruz.’ demeyin.” derken, Mutarrf, “Geceyi uyku ile geçirip pimanlk içinde sabahlamam, geceyi ibadetle geçirip kendimi beenerek

sabahlamamdan daha çok

houma gider.” demitir.

çeitli hasletleri bir araya toplar. Meselâ, kiiye gizli kalr, gizli

unutur, hatrladklarn da küçümser. Keza, kiiye hatalar kalr, sözü

hak olmaz. Bu durum, onu kullara

ve Allah’la aldanr. lim ve ameli nedeniyle da-

ilim ve amelini Rabb’ine

zaman Allah’n yannda koruyuculuu sona

kendini nefsine teslim eder. Böylece Allah’n indinde zalim ve fasklardan

halde, kendini iyi kimselerden görür.

Hz. Aie’den gelen

görmez misin? Kendisine,

“Kii ne zaman günahkâr olur?” diye sorulunca, o, “Kendini iyi bir kimse zannettiinde.” cevabn vermitir. Hz. Aie ne doru söylemitir! Kii ameliyle ucba

kimse olarak görür.

kakmaya sevk kalar

sadaka vb. bütün amellerini

veya verdii sada-

ona büyük görünür. Allah’a olan minnet borcunu unutur

ükrünü yerine getirmez. Bundan dolay yapt iyilikleri baa kakar ve sevab yok olur. Nitekim Allah öyle buyurmaktadr: “Baa kakmak ve eza etmek suretiyle verdiiniz sadakalar boa çkarmayn.” (Bakara, 2/264) Böylece Rabb’inin ve bundaki

Allah’n Resûlü de öyle buyurmaktadr: “Allah, kyamet

gününde üç kiiyle konumaz, rahmet nazaryla onlara bakmaz ve onlar temize çkarmaz, onlar için elem verecek bir azap

düün, verdiim cevab

baa kakan mennandr.” 6

etmek hususunda azmini Al-

ucub dört ekildedir: Amel, ilim, isabetli göve hatal anlay. lim, Kitap, sünnet ve ümmet âlimlerinin Bil ki,

sözlerinden anlalan ve hfzedilendir. sabetli görü, Kitap,

sünnet ve icma’dan, kyas yoluyla, söz konusu mes’elenin daha

hükmü sabit olmu dier bir mes’eleye benzemesi halinhükmünü çkarmaktr. Matah anlaya gelince, Kitap, sünnet

ümmetin icma’ndan istinbat olunmakszn, zannn onun hak olduuna itirazyla birlikte, nefsin hevâsna uyarak hak olmayan tevil ve cehaletle düülen tenakuzdur. Amel, ilim ve

Allah tarafndan verilmi bir iyilik ve nimettir. Bunlarn asl

çk menba’lar Allah olunca, bunlar elde eden

bu noktada uebe dümez. Kul, kendini sevap almaya müstahak, nimet verilmeye

kabul edilmeye ehil

ramen, kendisine verilen nimeti ve Allah’n üzerindeki minnetini büyük görmek veya sevap alma ve sadece bir fazl u kerem olarak yaptklarnn kabul görme ümidi ile böyle düüsine

nür ve davranrsa ucub ve

amelini çok görür

gözünde büyütürse, ilim ve görüünü güzel bulur, bunlar

da nefsine izafe eder ve nefsini över de, Allah’n kendisine

dii nimeti ve bu ve ameliyle ucub

udur: Nefsin, amel veya

övmesi ve Allah’n verdii nimetleri unutmasdr. Nefsin övünmesi ve nimetleri unutmas, din ile ilmiyle kendini

Ancak, kulun yapmak isteyip de sonra

Çünkü burda ek olarak, Allah’a tevekkül yerine nefse dayanma, vardr. Bu da nimeti unutmaktan ileri gelir. Çünkü Allah’tan gelen nimete ulatameller istisnadr.

kendi kendine elde edemeyeceini arlar. Öyle

Allah kendisine iyilik ihsan etmise

“Üzerime düen, Allah’n dinde bana verdii nimetlerin tamam için Allah’ hatrlamam, zikretmemdir. ayet bunlardan bir ey unutursam, o zaman ucub yapm olur muyum?” Dedi

“Hayr. Din ve dünya nimetlerinin

inanman artyla, her nimetin nimet olduu-

nu tek tek hatrlaman ve üzerinde

her nimet esnasnda Allah’ hatrlayp,

sana farz olmaz.

olduunu bilirsen, bu senin için Allah katnda daha faziletli bir durum olup seni ükre sevk eder ve senden ucbu uzaklatrr. Sana verilen ilim ve amele karlk hamd etmekle bir-

ayet nimeti zikretmeyi unutsan ve o hususta yanlsan,

sana verilen ilim ve amelle övünerek bunlar nefsine izafe et-

yapm olmazsn. Bu durumda, amelinin dnda

söz konusu nimeti de

olursun. Ancak, Allah’n verdii nimetleri unutarak

Ameli Nefse zafe Etme

“Benden baka kimsenin

yapmad bir ameli

olur? Zira o ii bizzat

olmasaydm, ne onu nimet

Allah’tan sevap beklerdim.

ya da bildiin bir eyi bilmekle ucub yap-

olmazsn, ancak bunun Allah’n nimeti olduunu unutup,

ederek onunla övündün

mu olursun. Ancak bunu Allah’n bir nimeti ve minneti kabul eder ve nefis serbest

kendi arzularna meylede-

nimet verenin sadece Allah olduu ortaya

çkar ve o zaman da ucba girmi olmazsn.

bilmemle, o ii kendi nefsime

memin ve onunla övünmemin Dedi

arasndaki fark bana açklayn.

‘Tapm olduun zorunlu ve

tabii bir bilgidir.

meye güç yetiremeyecein

yaptn bilmen yapmadn söyle-

ben yaptm.” diye söylemeye de gerek duymazsn. Ucbe ce

ii çok miktarda ve

görerek kendi kendine öyle demeye kadar götürür:

yetirebildim, sabrettim, bitirdim veya cömertçe verdim,

anladm.” Nefsinin gücü ve basiretinin keskinliiyle

nerek nefsini büyütürsün.

Baka zamanlarda da Allah’n nime-

unutur, nefsine yönelir ve

günlerdir oruçluyum veya çok scak bir günde oruç tutmay azimle baardm.” eklinde hitap edersin. Bu a-

meli nefsine izafe ederek onu çok görmen ve abartmandr.

Ksacas gücü ve sabr

nefsine izafe ederek,

yapabilme gücüne sevinir, ona dayanmaktan vazgeçmez ve Allah’n nimet ve minnetini hatrlamaz isen bir

fark edersin. Zira

bir gaflet içerisinde

kendi fazlndan sana bu gücü

vermemi olsayd bunlar yapmaya güç çinden kendine bu kadar övgü yetki

miydin? Ya da güç ve deer biçer miydin? te

Allah’n bir nimeti olan amelini bilmek

hususunda nefsine bundan

(ucb) arasndaki fark budur.

“Kendimi bu dediklerine maruz ve meselenin, amelimi bilmekten öteye gittiini görüyorum. Çünkü nefsime, benden kaynaklanan bir endie ile, yapt ameli bilmezlikten gelmesini, hatta

namazda iken kendisini uyku-

baka birisinin olduunu hissetmesinden endie ediyorum. çimden, “unu yaptm bunu yaptm.” dememin ne sakncas vardr? Zira nefsim yaptklarm bilmiyor diye, yaptm iler hakknda kendisine bilgi veriyor deilim. Çünkü, Allah’n nimetini

unutup nefsimi överek,

klan, orucu tutan

ameli ona izafe etmem,

bildiren ilmî bir delil istiyorum ki, birileri

bu mesele hakkn-

üphe uyandrarak itiraz eder ya da bunun aksini iddia eden delil getirirse, nefsime kar bana destek olabilsin. Ayn za-

bir delil gösterilmeden itiraz-

c ikna olmayacaksa, bu delil onu kabul etmee sevk etsin.” Dedi

“Evet zaten ancak Allah’a

maruz kalrlar. Ibn Ebi’zZinad, Musa b. Ukbe’nin Kureyb’den Ibn Abbas’n öyle dediini rivayet ediyor: “Davud hayâtnda hiç günah ilemedi. Faolanlar iyilikleriyle sevinir ve uebe

kat bir sefer nefsini

beenip ucba maruz

Rabb’im, Davud ailesinden birisinin ihya etmedii bir gece yoktur ve Davud ailesinden birisinin oruçlu

de yoktur.” Haccac’n rivayetinde Davud’un öyle dedii kaydolunur: “Gece ve gündüzden geçen her saatte

namaz klarak veya oruç

tutarak ya da zikrederek

mutlaka sana ibadet etmitir.”

ailesine izafe etmitir.

ve gündüz yaplan ameli

onlarn bu ibadete devam etmelerini salayan da kendisiydi. Hz. Davud bu ameli büyük gördü. Zira kulland ifade ediyor.

ameli büyük görme

Araplar bu tür bir ifade eklinden, ancak

ameli kendisine izafe

ve nefsini de övdü. Zaten

Allah’n Hz. Davud hakkndaki sözü de bunu ifade ediyor.

vahyederek öyle dedi: “Ey Davud!

yardm etmemi olsaydm buna gücün yetmezdi

ba baa brakacam.”

ve artk seni nef-

artk seni nefsinle

“zzetime ve azametime yemin ederim

ba baa brakacam.”

Davud Allah’n nimetini hatrlyor olsayd, Cenâb- Allah ona hatrlatma gereini görmezdi; dolaysyla onu cezalandrp nefsiyle ba baa brakmazd. Bu yüzden Allah Hz. Davud’a unut-

olduu nimeti hatrlatt ve amelini izafe ettii, yaptn beendii nefsiyle ba baa brakt. Bunun için bn Abbas Hz. Davud’u “Nefsini beenen kii.” olarak adlandrd ve Allah’a olan

hemen ardndan cezalandrld. Neticede

züntü ve nedamete sebep olan ve ahirette de onu uratracak.

Orya’nn 7 Hz. Davud’a hakkn helâl edecei zamana kadar bu durum devam edecektir. Ucb ne büyük bir imtihan ne korkunç bir afettir! I

Iadîste ifade edildii gibi

lakk’n Kur’ân- Kerim’de

rasnda Hz. Muhammed’in ashabna

bu kabildendir. Hz. Peygambcr’in ashab ve onlara tâbi olanlar o zaman yeryüzünde Allah’a ibadet eden tek ve en hayrl topluluk idi. Sadece Allah için kzar ve O’nun dinini savunur, destekler ve Allah

dümanlarna kar topyekün

savamak için toplanrlard. Allah onlar için öyle buyurmutur: “And olsun ki Allah birçok yerde (sava alanlarnda) ve Huneyn Sava’nda size yardm etmitir. Hani çoklu-

beendirmi, fakat sizi hezimete uramaktan kurt aramamt. Yeryüzü bütün geniliine ramen size dar gelmiti. Sonunda (bozularak) gerisin geriye dönsize kendinizi

adnda bir ahs savaa göndermiti. Kendisi savata öldürülünce Uz. Dâvûd dul kalan hanm ile evlendi. A. b.

“Bu gün aznlktan dolay malup olmayz.” demiti. Ne zaman ki saylaryla övünüp sevindiler ve Allah’ unutup güçlerine gübiri;

vendiler, Allah o anda desteini onlardan çekti ki

çokluun kendilerine bir faydas olmayacan ve onlar dümanlarna kar galip klann saylan deil, ancak Allah olduunu hatrlasnlar. Sonra Cenâb- Hak, Resûlü’ne ve ashabna bir ikram

olmak ve dinini gözetmek üzere onlara acd ve onlar muzaffer kld. Daha sonra Allah onlara söylemi olduklar bu sözü ve eksik olan bu tutumlarn Kur’ân’da bildirdi. te bu, say çok-

luundan doan Süfyan

Uyeyne’nin öyle dedii rivayet olunmutur:

gün Hz. Eyyûb, Rabbi’ne yalvararak öyle dedi: “Ey Rabbim! Ben bütün ilerimde hep Senin isteini kendi isteime “Bir

“Bunu yapma gücünü nerden elde ettin ey Eyyûb?” diye çarld. Bunun üzerine Hz. Eyyûb hatasnn farkna vararak bana kül döktü ve “Senden Ey bir buluttan

verilen bir nimet

bu amelin Allah’tan kendisine

fark edip ikrar ederek; “Evet sen-

ve Hz. Davud’un olay, ameliyle

çermektedir. Allah’n izniyle

olduu ameli Rabb’ine unuturken hatrlad zaman hemen Rabb’ine zelil

konuyu yerinde açklamaya çal-

(marma) ucb manâsyla

daha içermektedir. öyle kimse, kendisini, ameli

ilmi veya ameliyle

ettiini ve yüce bir

olduunu bana açklayn.”

sanr. Fakat, Allah’n

galebe ettii, korku ve endienin

Allah katnda sevab hak

kadn Hz. Âie’ye öyle demiti: “Hz. Peygamber’c Allah’a ortak komamak, hrszlk yapmamak, zina etmemek, çocuklar bir

öldürmemek, dünyaya getirdiim çocuklar hakknda iftira etmemek ve hayrda kendisine isyan etmemek üzere biat ettim ve Rabb’imin bütün buyruklarn yerine getirdim. da bana kar-

Rabb’im beni cezalandrmaya-

kadn rüyasnda kendisine öyle denildiini kendisini azaba uratmayacana and içen sen

misin? Peki seni ilgilendirmedii halde söylediin sözlere ve yap-

ne öyle dedii rivayet tip

ilere ne dersin?”

melek gelerek kendisiedilmitir: “Konuurken sözlerini incelaçp gösteriyorsun, hayra engel oluyorsun,

eziyet ediyorsun ve

be parmayla kadnn yüzüne

“Mee kar be, artrman biz de artrrz!” dedi.” Râvî, kadn sabahladnda yüzünde hâlâ parmak izlerinin olduunu anlatmaktadr. te bu Allah’a kar ameliyle marmadr, (iaflet, unutkanlk ve cehaletten ötürü azab hak etmitir. rak;

“Onun, Allah katnda büyük

deerinin olduunu san-

dna delil var mdr?” Dedi

“Hem kalbinden hem

teren nice deliller vardr. Meselâ, Hz.

bana bir belânn gelmesini veya Allah’n kendisine kar dümanna yardm etmesi ya da yapt bu kadar amele ramen dua ve isteklerini reddet-

Allah’a yalvarrken amelini büyütmesi,

mesini hiç beklememesi.. Evet bütün bunlar,

inandn gösteren delillerdir.

Hz. Eyyûb’ün “Ey Rabb’im! Ben bütün ilerimde hep Senin isteini kendi isteime tercih etmiimdir.

neden getirdin?” demesi de bunun

yi amel ileyen kimse duasnn kabul

muamele edilmemesini, bana musibet gelmesini, dümannn eline dümesini ya da dünya kötülüklerinden birisine maruz kalmasn çirkin görüp bunu tedii bir ekilde kendisiyle

karlar ve sanki Allah’a minneti

marp Allah’tan karlk isteyerek, tiini

düünürse ameliyle ucub ve

mükâfatlandn mas gerek-

Kukusuz Allah’n kullarna olan nimeti ve fazl olmasayd, onlar iyi ameller ilemee muvaffak etmezdi. Zira iyi amel Allah’n bir fazl ve nimetidir, kullar

çok günah Günahlar

pek az ükrederler, pek

Dorusu ükretmek de Allah’n bir nimetidir. pek çoktur. Allah öyle buyuruyor: “Eer üstünüz-

de Allah’n lütuf ve merhameti olmasayd, içinizden hiçbir kimse asla temize

zaman, insanlarn en hayrls olan Peygamber Efendimiz ashabna öyle dedi: “Hiçbirinizi ameli âyet indii

kurtaramaz.” Ashab, “Seni de mi amelin kurtaramaz

elçisi?” diye sordular. Resûlullah, “Evet, Allah beni

rahmetiyle kqatmasa, beni de amelim kurtaramaz”* dedi.

Hz. Pcygamber’in öyle dedii de “ayet Allah

sorguya çekecekse bize azap

eyden dolay, beni ve sa

Daha sonra sahabeye bakyoruz,

takva ve faziletlerine

korkularndan dolay, insan olarak deil

baka bir yaratk olarak dünyaya gelmeyi temenni etmi olduklarn görüyoruz. Ebû Bekir kumru kuu olmay, Ömer ise bir saman çöpü olmay temenni etmilerdir. Ebû Ubeyde, mran b. I lüseyn ve bakalar da buna benzer eyleri

temenni etmilerdir. Kullarna

en büyük hüccet Allah’ndr. O’nun kulla-

rna minneti, nimeti ve fazl vardr, kimsenin O’na minneti yoktur, kullarn yaptklar hayrl iler de Allah’tandr.

baa kakma ” âyetini yapma.” eklinde açklamtr. Dorusu bu âye-

“Amelinde naz tin

iyilii çok görerek

ne anlama geldii konusunda farkl görüler olmutur. Ba-

zlar, “Sana hediyeler vermeden bakalarna hediye verme.”

eklinde açklamlardr. Katade’ye göre, “Ameliyle

karln isteme.” anlamn ifade ediyor.

cl-B,lârî, Rikak, 18; Müslim,

Münafîkîn, 71, 73;

374 Rivayet edildiine göre Hz.

da yukar çkmaz. yaparak

ve Hz. Eyyûb öyle

ederek gülmen, amelinle

namaz bana taklr

te idlâlle ucub budur.

hayrl amel ile nefsi övüp Allah’n nimetini unutmaktr. Rebah el-Kaysî’ye, “yi amel ileyenlerin amellerini bozan nedir

Ey Ebû Muhacir?” diye soruldu. Rebah, “Allah’n nimetini unutup nefsi övmektir.” eklinde cevap verdi.

Yanl Rey ile Ucub Dedim

“Verdiin bu cevabnda

rey sebebiyle ucba

rey bir nimet deildir

onunla ucb durumunda

nimetin unutulmasyla vasfedilebilsin. Zira bu bir

rey bid’at ve dalâlet hususunda

mahrumiyet saylr. Ahkâm hususunda ise bazen günah ve mahrumiyet bazen de günah saylmayp sadece dinde tihan ve

Kitap, sünnet ve icmaya

bid’atlere, küfre ve dalâlete

insanlar din hususunda

saptrp onlar helâke götüren sebep

de bu türde olan reydir. Nitekim Peygamber Efendimiz reyi

zamanda ümmetine galebe edeceini bildirmi ve insanlarn bu durumda kör ve sar olup hiçbir nasihatin ahir

Sa’lebe el-I luzenî,

“Peygamber Efendimize, “Ey iSiz kendinize bakn. Siz doru yolda olunca sapan

kimse size zarar vermez.” (Maidc

dum, Peygamberimiz cevab verdi: “Ey Ebû Sa’lebe, iyilii emretin, kötülüü nehyetin. taat olunan bir cimrilik, tâbi olunan arzu ve görü sahiplerinin kendi görüleriyle övündüklerini gördüünde nefsini kurtarmaya bak” 9 demektedir. Peygamber Efendimiz âyetin, insanlarn ettikleri

övündükleri zaman Müslümanlarn bu

anlamna geldiini haber

Sahabe ve onlardan sonra gelen âlimler de reyle övünmeyi zemmetmiler ve reyle amel etmenin insan helake götüreceini

hakknda doru olmayan eyleri söyleyenler için, Ccnâb- Hakk’n sözlerine baknz: “yi iler yaptklarn Allah

“Kötü ii kendine güzel gösterilip de onu güzel gören kimse mi?” (Fatr, 35/8). Dier bid’at ehli de böyledir.

övünmeselerdi, bid’atlarn savunup

bütününü, Müslümanlardan da

fetva verenleri helâke

ucb içinde olmaktr. Zira övündüler;

yanl tevilleri yapp hak sandlar ve yanl fetvalar verenler ise kyas artlar-

kyas yapp hakka

sandlar ve kyaslaryla övündüler. Oysa onlar bâtl din edinmilerdir.

Ebû Dâvûd, Melahim, 21.

övünmenin büyük zararlarn açkladn ve tahribatlarn anlattn. imdi de onun ne olduunu bana bilreyle

“Kesin olmamakla birlikte bir zan kabul ettii ve hevâ-i nefsten

olduunu görüü güzel

güzel görmesi neden kaynaklanyor?

ey ancak cehaletten Dedi

gaflet ve cehalet

“Nefsi eletirmekten kaçnmak, o

yanak ve hakknda Allah’tan gelen

olmadan o görüü bu nimet deil, büyük bir

güzel görmekten kaynaklanr.

musibet ve korkunç bir

ucbun giderilmesi artk ona tamamyla galebe eder. hatrlasa bile,

Zaten bunu nimet bir afet olarak

yerine, daha fazla kökleir ve

nefsini eletirsin ve neticede

kabullenmesine veya terk etmesine

ilim sahibi olsun.

övünmütür. Onu büyük ondan saknsn. Ya da onu bir

izah edici bir da-

nimet sayan kii onunla

yi Ameller Sebebiyle

“Abid, din sebebiyle

“taat ve hak rey bir

ve hakka uygun isabetli

bunlarn Allah tarafndan kendisine verilen nimet olduunu hatrlamak ve Allah’n fazl olmadan hiç ile

bu nimete ulaamayacana

giderilebilir. Zira nefis

bunu ne yapabilirdi ne de ondan ileri gelmitir. Zira nefsin arzusu bunun aksini istemektir. Bu yüzden Allah kendisine nimet vermek istedii kulun akln uyarr. Kul akl ile, nefsi arzusunu yener neticede

doruyu yapmaya azmedip, nefsin arzu ve isteklerine muhalefet eder. Çünkü nefsin arzular, insann yapmak istedii her iyiliin aksini istemektedir. nsan gece namazna kalkt zaman nefis uyuyup rahat etmeyi ister ve oruç

yemek içmeyle gdalanmay ve

amayla rahatlamay sevdii için oruçlu olmaya kar çkar. Dier hayrl ameller de böyledir. ayet nefsin arzusuna braklsa, yaplmaz.

amel etmenin, nefsinin bir becerisi deil, Allah’n kendisine verdii bir nimet olduunu hatrlayp itiraf ise iyi

etmeli ve bu nimete ükretmelidir.

ükretmekte kusurlu olduunu ve hakkyla ükredemediinin uuruna varmaldr. Hu nimete hakkyla ükredemedii için, ona ehil olmadn ve bu nimetin kendisinden alnmasn hak ettiini bilmelidir.”

ar gelmeyen iyi ameller de vardr.

dalmayp sükût etmek, gözü harama kapamak, gybet, faydasz ve günah olan sözleri terk etmek ve kalbiyle zikir ve fikir etmek vb. bunlardandr.” lere

“Bu saydklarnn tamam dar nefsi yoracak kadar

istek ve arzula-

hatlar ve kalbinden geçen sözleri ancak

Yine gözü haramdan sakndrmak da

bakmaktan alkoymaktr. Ahiret için kalp

arzularna engel olur.

Akl erbabnca, insann iledii bütün hayr ve iyi amellerin, nefsin arzu ve isteklerin hilafna olduu dorulanmtr. Çünkü nefis yorulur veya en azndan istek ve arzularndan alkonur. Bütün bunlar, nefsin arzulan hilafna bir dir.

bakas tarafndan yaptrldnn

O da, nefse bunlar fazlndan veren yaratcs ve sahibi olan

ükür ve hamd ona aittir.

yaplan amelleri kendinden

diasnda bulunur ve insan da nefsini sabr ve gücüne Överse, kendisinde bulunan

ona yaklasn. Zaten

Yüce Allah’n, Rabb’inin rahmet ve minnet sin

ettii hariç, her nef-

bize bildirmesi, yeterlidir.

Kii bu inançla nefsine yaklamaldr. Kukusuz nefis bu iddiasnda yanltc ve iftiracdr. Aksini arzulad, kendisine

ar gelen ve nin

bir eyi, kendisi-

nasl iddia edebilir?

yapmak istemedii, aksini arzulad ve ya-‘ plmasna baland zaman terk ettirmek için mücadele Evet

bir eyi, kendisinin

Kukusuz bu nefsin mak ve cahildir. Dedim

bir iftirasdr ve

nasl iddia edebilir?

amel ileyen, azmi güçlü, dünyaya

devam eden kimse, bazen,

öyle bir arzu, öyle bir istek hisseder

ibadet için nefsinde

neredeyse sabr taacak-

bu onun tabiatdr. Hatta bazen, bu snr da amaktadr. Amelimizde iyi ve kötüyü kartrmamza ramen, bazen

nefiste böyle bir arzu

olmaz; zaten bu arzu

yaradlyla badar. Zira iin banda kendisinden böyle bir eyin ortaya çkmamas için çaba harcamaktayd. Ancak ne zaman ki Allah, kuluna güçlü bir azim, nefsiyle mücadelede ve onu etkisiz hale getirmede mücadele sabr nasip eder ve nefis de artk onun kendi isteklerine cevap vermesinden umutsuz kalr, Makk’n ne güçlü ne de zayf

nuru ve kendisinin güçlü azmiyle ri

olur ve ahiret dertle-

kendisine galebe ederse, bu iddiasndan ve

Ancak bununla birlikte nefis, yaratld yap ve huyunu korur. ayet insanda en küçük bir talep

tembellik bulursa, o kötü hallerine döner ve Rabb’ine

artk brakp, terk eder.”

Zorla teslim olan, tehdid ve azarlama veren,

sana destek verip

onu malup etmeden

etmeyen; buna ramen, senin davetine icabetinden

etmeyeceinden ve daha önceki kötü dönüp dönmeyeceinden emin olmadn

ilerden ötürü över veya onun kendi arzu ve

bildiin için onu tenkit

taraftan, nefse galip

lanncaya kadar sana boyun emesinde

olup hizmetinde kul-

kür etmez misin? Çünkü, onun bu kötü hallere

nun deimediini, ettirildiini, bir

arzu ve isteklerine yet

zorla icabet ettiini,

çk menfezi bulduu anda eski ve senden yüz çevireceini ga-

esir alp, ailesinden,

rndan, malndan, vatan ve toprandan

dümeden evvel o seni esaret altna almak için var gücüyle savamt, ancak birileri gelip sana destek verdi ve onu sana yakalayp teslim etti. Ama hâlâ ülkesine dönmek için benzer. Esarete

pekimekte, seni öldürmek veya esaret altna alp berabe-

onu dövüp zorlamaktasn. Fakat onun

bulup seni terk etmesinden ve kendisine vermi oldu-

brakp kaçmasndan endie duymaktasn. Bu “Övülmeye lâyk ya da iinde dürüsttür.” diyebilir misin? iini

yolu olan ahireti

çalyordu. Ancak, için, za’fyetini

giderip seni güç-

arzularndan vazgeçene kadar nefse Nefis

daha evvel dünyaya sarlp

istiyordu ve seni istekleri

esaretine almaya var gücüyle

ve istemeyerek dahi olsa, boyun

Daha sonra Allah, sana, nefsini tenkit edip kötülüklerden alkoymay nasip etti. Akln ve ilmini, cehalet ve arzularna

güçlendirdi ve seni nefsine muhalefet edebilmeye muvaf-

kld. Neticede ve

etme noktasnda senden

alt. Yaratl ve huylarn sana boyun emeye kotu. tarza

Sen ise, nefsin bu itaatine ramen, daha halen eski haline dönmesini bekleyip ona kar sana yardm edip, sana ita-

klandan desteini sürdürüp çekmemesini istiyorsun tekrar seni artk tanmayp bütün istek ve arzularn sana

yaptrmasn. Zira bu hem dünya hem raman demektir.

sözü geçen esir arasnda

ve daha iddetli bir fitnedir.

olduunu düünmemektedir. Oysa nefis, kendisinden istenilen eyin, hem dünya hem de ahirette kendi hayrna olduunu biliyor. kendisinden istenilen eyin kendi hayrna

“Muhalefet hususunda nefis te,

nefsin erri esirinkinden daha fazladr Zira nefis bilerek

bilmediinden ve gerçei anla-

ayet kendisinden kabul edilmesi

slam’n küfürden farkn, Allah’a ve dinine kar savaan dar- harbin kötülüünü bilip doru bir ekilde anlasayd, belki de slâm’ isteyerek kabul edip dar- harbe dönmekten vazgeçerdi. istenilen

ki nefis esirden

dr. Zira o seni ancak kurtulua

diini bildiine göre, inat edip

ve faziletini anlar.

Çünkü bazen esir, iNitekim Cenâb- Hak, Ehl-i Kitap-

bildikleri halde reddettiklerini bildi-

lardan olma!” (Yunus,

senden önce kitab okuyanlara

Andolsun, sana Rabb’in-den hak geldi.

öyle buyuruyor: “(Resûlüm)

her hususta nefse benzeyip aralarnda

daha erli ve daha çok inatç-

edip bildii halde, blisin, inat ve

öyle açklyor: “Nitekim hak uruna (savaRabb’in seni, evinden çkard zaman, mu’min-

inkâra gittiini ise

a gitmek için) lerden

birtakm bundan holanmyordu. Hak

iken sanki gözleri göre göre ölüme sürülüyorlarm gibi (cihad

konusunda) seninle tartyorlard.”

nefis de böyledir, her

eyi açkça bildii halde hakk

red konusunda, esirlerin en erlileriyle eit, cahil veya

Neticede isyan ve reddetme konu-

sunda aralarnda bir fark kalmaz.

sadece Allah’adr, tenkit

namamak gerekir. Nefsini tanyan kiinin ucbu gider. Böylece Rabb’ini yüceltir,

O’na ükreder. Nefsinin errinden iddetle saknr.

Rabb’ine güvenip sadece O’na

nimet sahibi olan Rabb’ini

ve nefsine buzedip,

arkadan olsa ve sen uykuda iken onlardan birisi kafan bir tala ezmek istedii anda dieri, ta arkadann elinde havada tutarak seni uyandrsa ve arkadann sana ne yapmak Meselâ,

Ucb istediini gösterse; ya da onlardan biri seni

zehir koysa, dieri

vana yedirerek bildirse ve sen

arkadann ne yapmak de gözünle o hayvann

yemei yemi olman durumunda ölümüne

olacan açkça anlasan; o hain arkadatan nefret edip ona kzmaz ve seni tuzaktan kurtaran arkada da sevip, güvenip ona minnettar olduunu göstermez misin? Sana kötülük yapmak isteyene kar artk uyank ve dikkatli olup, bu kötülüe engel olana da daha fazla güvenip ona yanamaz msn ki, seni, buna sebep

benzer kötülüklerden baka zamanda da kurtarsn ve sana kötülük yapana

da, tekrar böyle bir kötülükte

rumlarnda, uyank olup kendini ondan koruyasn?

olduunu iddia ederse, sen dier arkada unutup kurtuluunu,

çekten seni kurtaran

tuzak kuran kötü arkadaa izafe eder misin? Hayr, akln oldu-

u sürece bunu yapacak deilsin! Kukusuz,

nefsinin sevk ettii nice kötülükler

ancak Allah onu terk etmene

uyandrp, o kötülükten kurtarmtr. Oysa o kötülük neticesinde ta ve zehirle ölmekten daha kötü olan, tur.

atete yanmak ve helak olmak vardr.

Nefsinin seni, Allah’n haklarn yerine getirmekten al-

durumlar olmutur. Ancak Allah seni, nefsin arzularnn aksini yapmaya muvaffak klmtr. Öyleyse nefsine buz edip onun errinden korkman ve onu överek iyilikleri ona izafe etmekten saknman gerekir. Rabb’ini ise sev, O’na güven ve O’na kar mutmain ol. Sana ulaan bütün iyilikleri O’ndan bilerek sadece O’na ükretasla

“Senin bu açklamanla

u sonuca varabiliriz:

de genel olarak ayn eyleri nefsimi serbest braksayd,

düünüyordum- ayet Rabb’im

muhakkak nefsim beni

rürdü. Öyle ise beni helak olmaktan kurtaran sadece Allah’tr.

Beni hayrl iler ilemeye muvaffak klan tek minnet sahibi

O tektir, orta yoktur.

Reyle Övünmeyi (Ucub) Nefyeden eyler

rey nimet olmaynca,

gelen ucbu nasl

bununla Allah’n üzerimdeki nimetini hatrla-

nefsime izafe etmeyeyim? Zira,

hizlan ya da dinde bir eksiklik

gelen ucbu öyle giderebilir: Nefsini

sünnet ve kyastan açk ve net bir

görüp kabul etmeyerek ve meydana gelecek her-

hakknda hüküm vermeye

“Nefsini nasl ve neyle itham eder?”

“Sehiv ve gaflet gibi nefsin

Çok hata yaptaya kayd, saylmayacak

ona bildirmekle itham

kez önemli meselelerde

bulunduu tecrübe ile sabit olmutur. kuku duymadan isabet ettiini zanneder.

derecede kötü tevillerde

Bunlara ramen, hiç

daha sonra, gaflete

girip hata ettii ve

görmede, eytann yaptklarn süslemesi ve nefsin arzularndan

ayet, sadece halkn genelinde görülen, Allah’n dinine

doru olduuna, üphesiz

olduu halde hakl ve yalanc ve yanl olduklarna

yanl düünceye ise

bile, nefis yeterince

olan insanlardan rey, fetva ve bid’at ehli olan Müslümanlara kadar, hepsi

Nefislerin birbirine gayet

ve aralarnda bir hayli

bilinmektedir. Hiçbir nefis sehiv- ve gafletten

dier insanlarn nefislerinden

yaratl biçimi onlarn yaratl biçimi gibidir, arzular onlarn arzular gibidir. Bununla birlikte, insanlara yanl süsleyip

O da onlar yanl ve masiyete

kuran ve onlarn

zaman, nefsini eletirip itham güzel ve

insan gerçek olan

Kitap ve sünnette

basiret ve ilim sahibi insanlara

yan salih insanlar hep böyle yapmlardr. Sürekli reylerini eletirip

yanllkla itham etmiler ve nefislerinden kork-

m ulardr. Meselâ, evlenip de duhul gerçeklemeden ve herhangi bir

nehir belirtilmeden kocas ölen

kadnn durumunu ö-

Mes’ud’a gidip gelindii, tbn

cevap verecei korku-

sundan, onlar tam bir ay beklettii rivayet olunmutur. Daha sonra kendisinin cevap

öyle demitir: “Ben bu hususta kendi reyimle hüküm verece-

im, ayet doru dir.”

o Allah’tandr, eer

Hz. Ebû Bekir’den de buna benzer

bir olay rivayet edil-

öyle demitir: “ayet o birçok ite diniz.” (Hucurat, 49/7). Sahabenin

uysayd skntya düer-

düünün!” Katade bu âyetin tefsirinde öyle demiaklnz hataya daha meyillidir, zira onlar reylerini

eletirip Rabb’lerinin kitabna arz ederlerdi.”

Said el-Hudri’nin ise

birçok ilerde size

uysayd skntya düerdiniz.” (Hucurat

habyd. Daha düük olanlarn durumunu

Mes’ud öyle diyor: “Ey nsanlar! Reyi eletiriniz. Alyemin ederim ki, nerdeyse klcm, Allah ve Peygamber

rzâsnn olmad Sehl

yerde kullanmaya kalkacaktm.

Hanif, “Ey nsanlar! Reylerinizi eletirin.” derken,

Hudeybiye antlamasnn bilseydim, var.

diye bunlarla yetiniyoruz.

reyini eletirir ve

itham eder, ancak

nasl tedbir alacak?”

üzerinde icma bilir

yapld gün Peygamber’e itiraz ede-

etme görüündeydi m.” Bu hususta çok hadîs

Allah’n kitabnda Müslümanlarn

muhkem âyetler olduu gibi

âlimler arasnda ihtilaf

tür âyetlerin tevilinde

meydana gelmitir. Bir de sadece

binde erilik olanlarn hakknda

Ccnâb- Allah onlarn fitne çkarmak ve onu tevil bu tür mütcabih âyetlerin peine dütüklerini anla-

tyor. Zira kalplerinde erilik ve dalâlet vardr. Peygamber’in’

ekilde ibadet edilebilmesi

gibi farkl gruplara

Kukusuz Kitap ve sünnetin bir ksm muhkemdir. Bu ksmn okunuu açktr ve tefsirinde de icma vardr. Bu tür 1.

aratrmaya ve kabulü eletirmeye veya kabul etmesinden sakndr-

âyet ve hadîsler açktr.

amellerini süslü göstermesi neticesinde verilen

âyet ve hadîslere

sünnet ve icmadan, kendisine kyas edi-

len benzeri bir meseleye ihtiyaç olabilir. sini

itham edip tedbir almal ve acele etmemelidir. Zira bu

dümek mümkündür. Aratrmayp

mek gurur ve hatadr. Din konusunda tedbirsiz olmak ve Allah hakknda yanl eyleri söylemekten saknmamak demektir. Acele etmemeli, dikkatli olmal; kaçnmal, kabul etmemelidir.

Aklyla süsleyip, kalbiyle güzel

olduuna inanmasn. Sadece

Kitap, sünnet ve icma’a

ve ihtilafl olan konularda da bunlarla

Veya kyas yapmaya

se âlimlere sorar, görülerini

ehil birisi ise,

örenir ve onlarn yolunda

nazardan olmayan kii, akl yetmediinden

haram bilmeyip doruyu yanltan ayramyorsa acemler gibi, ihtiyaç durumunda âlimlere sorup

O’na inanlmas gereken müteabih

konusu olunca edilmesi gerektiine inanmaldr.

ilimde rasih olan âlimleri, insanlarn onunla

hükmü içermeyen bütün

methetmitir. ite bu,

engel olan yoldur.

izlediin zaman, Allah’n izniyle, Allah’n dini hususunda yan-

“Nimet saylmayan Dedi

nasl ucub oluur?”

“Nefsinde gördüün, güç ve sabra dayanarak ve Allah’tan nasl nimet beklediini unutarak, ucub sahibi olursun. Meselâ

Ahnef b. Kays, Hz. Peygamber’in öyle buyurduunu söyler: “Davud Rabb’ine öyle dua etmitir: “Ey Rabb’im! sra-i (oullan brahim, shak

Yakub’un hakkyla Senden

Ibn Abbas bu hadîs hakknda öyle diyor: “Hz. Davud bu sözleriyle,

bana Muhammed ayet

öyle demitir: “Allah imtihan

Ka’b el-Mukbirî bu hadîs hakknda

Davud’a, ‘Ben onlar musibetlerle

dedii zaman Hz. Davud, ‘Ey

Rabb’im! ayet beni de musibetlerle imtihan edersen ben de sabrederim.’ dedi.

‘Ben onlar imtihan ederken onlara

Allah öyle dedi:

neyle, hangi ayda ve

günde imtihan edeceimi bildirmedim, fakat sana ise söylüyorum. Bu yln bu aynda seni imtihan edeceim.’ Fakat buna ramen Hz. Davud sabredemedi. Sen nefsini sakndr! cl-I lindî,

Kenzu’l-‘Ummal, XII, 118.

“Nefis, mal, soy, arkada, airet, çocuk ve hizmetçilerinin

“Nefis sebebiyle ucub nedir?”

amel, akl, güçlü ve güzel vücût sebepleriyle

oluan ucubdur. Vücûd ve

nefsin bunlar güzel göstermesi

kibirlenip böbürlenir, güzelliini kötülüklere

“Bu sebeple oluan ucub nasl Dedi

ve sonunun çürümek ve yok ol-

mak olduunu unutmasndan meydana geliyor. bakalarna

“Allah’n üzerindeki nimetini ve O’na

ramen bu konuda ihmalsizlik ettiini, Allah’n bu durum karsnda azap verme hakk olduunu ve atein o vücûdu buna

yakp perian edeceini hatrlamal

lcmelidir. Nefsinin hakikatini, toprak ve bir

ve nefsini kötü-

damla sudan yara-

tldn, içinde sidik ve dk tadn, öldükten sonra, toprakta

vücûdunun çürüyeceini ve

döndürüleceini bilmelidir. Kukusuz insan bunlar bildii zaman kendisinden ucub gider. ükretmeye azmedip nimet sahibi olan Allah’a

tevazu gösterir ve

“Nefsi büyütmek, sadece ona dayanmak, Allah’a tevekkül

etmei O’na ükretmei unutmaktr. Ad kavmi buna açk örnektir. Zira onlar güçlerine güvenerek;

“Bizden daha güçlü

Güçlerine dayanp Allah’n azabndan

da gücüne dayanarak Hz.

nu kuatt. Onlar yok etmek

s kopard, ancak Allah kayay

dadan büyük bir onun boynuna

gamber’in bildirdiine göre Hz. Süleyman, “Bu

rimden yüz için,

olan çocuk elde etme

kul bazen Allah’a tevekkül etmeyi

dayanr. Hz. Davud’un, “Ey Rabb’im! ayet beni musibetlerle imtihan edersen sabrederim.” demesi buna baka bir örnektir.

Bazen de insan savalarda kendisine verilen güçten retle

Allah’a isyan eder, nefsine

dayanp gücüyle övünerek

öldürmeye koar veya gücüyle övünerek gördükimseyi kötüleyip gücüyle ona kar böbürlenir.

Dedim “Gücü Dedi

oluan ucbu nasl

“Kul gücü sebebiyle kendisinde oluan ucbu gidermek

bu gücü yerinde kullanp kullanmayacan ve bununla onu bakalarndan üstün için ükredip etmeyeceini çin,

için kendisine Allah

olarak verildiini bilmelidir.

tarafndan bir ikram ve nimet

Bu yüzden ükretmeyi

kendisine bir görev

Allah’n istemedii yerde kullanmasna devam ettii tak-

dirde bir cezayla

dilerse bir hastalk veya sakatlkla

bunun kendisinden alnacandan korkmal-

gururu ve gücüyle ucbu

takdirde, o eski

brakr ve artk bu nimete kar Allah’a ükreder.”

“Akl, zekâ ve fetanet sebebiyle oluan ucbu açklar

“Bunlar büyük görüp sevinmek, güzel görmek ve din ya da dünya hususunda örenmesini

ve ilmi idrak edip alglamas için kendisine bahedilen akl ve

zekâ nimetine sebebidir.

ükretmeyi unutmak, ucbun

bazen Allah’a tevekkül etmeden akl ve ze-

kâsna olan güveni, onu aratrma ve dikkatten alkoyar ve din hususunda hata yapmaktan çekinmez. Bu durum onu, Allah

yalan söylemeye kadar götürür.

amirini veya kendisiyle

mez dolaysyla hakk anlamaktan mahrum batl savunmakta

direnir. Kendisi kadar

da ancak kendisinden daha

akl ve zekâya sahip

amel ileyen daha tak-

vâh olanlar hakir görüp cahil ve ahmaklkla itham eder. Bununla yetinmeyip onlar aklctmeycn eekler gibi görür. zekâsyla üstün hafife

onlar ve iledikleri

rerek, kendisinin onlardan üstün

Her ne kadar iyi akl ve zekâsnn üstünlüünü gerekçe göste-

alp deersiz varlklar olarak

ameli olmasa da,

“Her ne kadar kendisine akl verilmise de halen

sehiv ve gaflet içinde

ve her ne kadar

kendisine daha fazla zekâ verilmise de zekâsyla

ne nazaran kendisine daha

Allah’a ükretmelidir. Zira Allah tarafndan

olsun, daha çok ibadet

bu nimete akl, aley-

durumunda kalsn ve bu

Dier taraftan, olduunu ve dilerse,

denesin diye verilmitir.

bu akln Allah’n elinde

kendisi gibi veya daha üstün olanlara

n giderebileceini yani Allah’n bir anda bu akl yok etmeyeceinden emin olmadn bilmelidir. Bu

insan za’fn, cehaletini ve aklyla çok az eyler idrak

bu akln Allah tarafndan kendisine minnet edilen

nimet olduunu ve

anlaynca, kendisi te

gerektirdiini, aleyhine hüccet

bunun ükrünü yerine getirmediini kadar zekâ sahibi olmayann daha iyi vaziyetve

inanr. Zira Allah’n kendisiyle üstün

ükrü ödememitir. Allah’n

kendisinden daha az zekâya sahip olanlarn Allah’a

görmesine ramen; örenmesi, anlamas veya amel etmesi gereken bir eyi ihmal veya terk ettii fazla itaat ettiklerini

zaman, Allah’n kendisinden bu akl nimetini almasndan emin olamaz. *

ite akl ve zekâs sebebiyle ucub sahibi olan kii, bu leri

zaman artk ucub

etmekten korkar, görevlerini yerine

farz olan görevlerini

Soy Sebebiyle Övünmek Dedim

“Soy sebebiyle oluan ucub nedir?”

“Soyu ve atalaryla kendini üstün görüp büyütmektir. yet atalar

dünya hayatnda din

kendini onlarla övüp yüceltir ve Allah’n, kendisini salih ve insanlardan

aa bir soydan gelseydi buna kzar ve on-

lardan nefret ederek bakalarna intisap ederdi. Allah’n veli

ve itaatkâr kullarnn soyundan getirip

koruyarak nimet verdii halde, bunu unutup ükretmez ve bu

aleyhine bir delil

Atalarndan dolay kendisine sayg duyulduu zaman övü-

ükretmeyi hatrlamaz ve mazeretsiz

unutur, öyleki, bazlar çok günah iledii ve tevbe etmedii halde hiç amel etmeden kendisinin affedildiine ve kesin ola-

rak kurtulacana inanr. görür, kendisi gibi soylu

haval haval yürür, insanlara köle gözüyle bakar.

Bu yüzden böbürlenip bakasn hakir olmayan komu, akraba ve bakalarn-

ümmetin kendisine kö-

zanneder. Atalarnn amellerine ters hareket ettii

halde Allah katnda onlar gibi olmak

dur ve bu Allah’ bilmemektir.

“Bundan nasl saknlabilir?” Dedi

“Allah’n kendisini sevip dost kabul ettii kimselerin zürriyetinden

nimete ükretmesi gerektiini ve atalarnn

amelini deil kendi amelinin

karln göreceini bilmeli;

onlar sadece kendi amelleriyle kurtulup yüksek derecelere

atalar gibi soylu olduklar halde

etmeyen birçok kimse, Allah katnda domuz ve kö-

peklerden de daha alçak sayldlar.

Atalarnn izledii yoldan ayr yerden baka bir yere gider

bir yol izlerse

o da atetir. Ancak ameli veya

Allah’n rahmetiyle kurtulabilir. Zira Allah, öyle buyurur: “Allak katnda en kaytrhnz Allah’tan en çok korkanntzdtr.” (Hucurat, 49/13)

Ibn Ebi Huseyn’in rivayet ettiine göre

gitmemiti. Haris üzerine Allah çok

Kabe-i erifin üzerine

siyah köleye bak, Kabe’nin

çkm ezan okuyor!” demiti. Bunun üzerine Ccnâb-

u âyeti indirdi: “Allak katnda en hayrlnz Allak’tan en

Hz. Peygamber öyle buyuruyor: “Allah sizden cahiliyenin

kabadayln almtr, ise

hepiniz Adem’in çocuklarsnz,

bütün insanlarn ayn eyden

yaratldklar, üstün soy ve salih atalarn

ve sadece kiinin kendi

amelinin fayda salayabilecei bildirilmektedir. Hz. Peygamber

öyle buyuruyor: “Ey

lah’n huzuruna amelleriyle geldiklerinde siz boynunuzda dünyay yarak gelip

bizi kurtar!’ diye

yüz çevirmek durumunda kalrm.” 12

Ebû Hüreyre ve bakalarnn da rivayet ettiklerine göre Cenâb- Hak, Hz. Peygamber’e yakn hsmlarna slâm’ tebli etmeyi emrettii zaman, Hz. Peygamber Kureylileri kabile “EbûDâvûd, Edep, 12

el-Munt an Hamli ‘l-Esfar,

sonra öyle demitir: “Ey

Allah katnda size hiçbir

örenip kalbine yerletirdii zaman nefsini tanr, gururu ve ucbu gider, Allah’a ükretmeye önem verir,

günaha girmekten, kendisinden daha az soylu olup da daha takvâh olann kurtulup kendisinin helak olacandan endie eder.

bu konuma indirdii

tahkir edeceine, onlara

tevazu gösterip onlar sevmeye balar ve atalarna benzemeye çal-

Zira Allah onlar, insanlara gösterdikleri tevazular ve nefisleri-

“Peygamber’den rivayet olunduuna göre; “Ey Falma! Ey Safyye! Kendiniz

Size Allah katnda hiçbir

yararm olmayacaktr. ” dedikten sonra öyle demitir: “Fakat h-

smlk hakknz ber’ in bekler

hakk ödeyeceim.” Ayrca Hz. Peygam-

öyle dedii de naklonulmutur: “Onlarn nesli efaatimi de Abdulmuttalib oullar beklemez mi?” Peygamber efendi-

göre, her takva sahibi salil insan da akrabalarna

“Peygamberle evliyalarn efaatine kat bilmeli

ancak Allah’n gazabna

kendisine rahmet etmek için peygamber veya

evliyann efaatini buna sebep

el-Buhârî, Vesâyâ, 11; Ncscî, Vesâyâ, 6.

istedii kimselere efaat

Allah’n gazabna urayan kiiye ne pey-

efaat etme izni vardr. Zira Allah

(Enbiya, 21/28) Katade,

“Ancak raz olduu kimseye

bunun kyamet gü-

Mücahid de “Allah’n kendisinden

raz olduu kimse hariç baka hiç kimseye efaat etmezler.” eklinde

Allah’n gazabna urayan bir

kimseye efaat etmek istediinde, onun Allah’n gazabna ura-

dna dair haber verilir. Hz. Peygamberin

bakn!: “(Kyamet gününde)

Rabb’im! Onlar benim aslabmdr! (Nereye götürüyorsuni) diye Allah’a yalvarrm. Allah cevaben, “Senden sonra neler

nsan her ne kadar peygamber veya evliyann efaatine nail olacan umsa da, fakat Allah’a isyan bilemezsin!” der.”

edip gazabna uramaktan, dolaysyla hiç kimsenin efaatine

olamayacandan korkmaldr. Her ne kadar Peygamber efaatini akrabalarna tahsis etmise de, dier Müslümanlar gibi O’nun efaatine nail olmay ummal, ama Allah’n gazabna uramayacandan emin olmamaldr. nail

arasnda olur, övünüp gururlanmaz ve mez. Allah katnda gazaba

uramayp, maymun ve domuzlar-

olmayan kimse nasl

Peygamberden sonra insanlarn en hayrllar, din ve dünyada eref sahibi insanlar bile gazaba uramaktan korktuu halde, sen

nasl bundan emin oluyorsun. Onlar Rabb’lerinden

O’nun azabndan da korktuklar için, çou zagpta edip onlar gibi olmay temenni etmilerdir. 1;

Müslim, Fcdail, 32, 40; ct-Tinnizî,

övünüyorsun. Onlar öncü ve

kadar korkuyorlar, senin

onlarn Rabb’lerinden korktuklar

senin de Rabb’inden korkmana daha fazla ihtiyaç var.

“Dünyada talih kimseler

katnda soylu olduu halde atalarndan

yoksa ucub nasl olabilir?”

“Soyuyla övünmek, onunla böbürlenip insanlar

görmek, ovlaryla onlar ayplamak, gybetlerini yapmak ve kendini onlardan üstün görmekle olur.”

ayn soydan geldiine ve yaratlnn aynen dier insanlarn yaratl gibi olduunu, yaratlta dier insanlardan hiçbir üstünlüünün olmadn bilmelidir. Zira yaratl ekilleri bir, babalar bir, anneleri bir, ölüm ve imtihan”Bata dier

önünde ceza ve mükâfat var, hesailedii günahlarla azab hak etmi durumdadr.

lar her an boyunlarna takl,

irk ye lâyk kadar

ükretme borcu da bulunmaktadr.

övünmcmcli ve onlarn övünme-

anlamaldr. Zira onlarn Allah katnda köpek

deerleri yoktur. Hz. Peygamber öyle buyuruyor:

braksnlar! Aksi takdirde Allah katnda pislii burunlaryla tadan pislik

\\;d-Tirmizî, Mcnakib, 73; Milsned,

bir hadîste ise

övünen kiiye de sin!’*

dedi ve kendisiyle birlikte on ata-

saydktan sonra arkadana, “Ya sen kimsin?” dedi

Cenâb- Allah Uz. Musa’ya

vahyederek öyle dedi: “Atalaryla

Ancak, eer atalar din ve takva sahibi kimselerse, durum daha önce sana anlattm ekildedir.

“ayet atalarndan Arap asll, takva ve iyilikte önde olan kimse olmayp sadece geçmite güç ve krallk erefine sahip kimseler olmularsa, bundaki ucub nasl olur?”

“Deerini büyütür, atalarnn vardklar azab ve içinde bulunduklar durumun halk katnda ayp, Allah indinde çirkin bir

hakir, kendini onlardan üstün görür.

kar böbürlenir ve

Daha önce atalarnn

Allah’n kendisini atalarnn erefi yerine imanla ereflendirip gaflet içinde olan atalarnn kervanndan koparmakla vermi

olduu nimete kar ükretmeyi hakir görüp böbürlenir

ihmal eder. nsanlar öylesine

kendisinin, takvâda çok

kesin gözüyle bakar ve (Allah

durum onu, atalarn hezimete uratarak din adna aldklar gerekçesiyle, din ve din

dümanlk besleyip Müslümanlar aldatmaya kadar götürebilir. Dedim

“Atalarnn, Allah’n kullarna yaptklar

zünde çkardklar cede vardklar

ve fesad, Allah’ inkâr etmeleri ve neti-

ve azab bilmekle bunu giderebilir. Ayrca

Allah’n kendisine minnet ederek, onlardan dünyaya gelmesine

klmayp onlardan ayrdn, slâm erefiyle ve imann zînetiyle zînetlendirdiini aklndan

Zira ate ehli olan kimselerle, kendi çoklukla-

atalarnn dünyada iken himayele-

rinde olan insanlara iyilikte

kararlar vermilerse, Allah’a

ayp saylan kimselerden klmayarak dünyada alçakla maruz klmamlar. Fakat bununla birlikte, Allah ve ve

mü’minler nazarndaki deerlerini bildii için, atalaryla övünmemeli, ancak Allah katnda büyük olanlar büyük, alçak olanlar alçak görmeli.

Say Çokluuyla Övünme Dedim

“Evlât, hizmetçi, müttefik, airet,

arkada ve teb’ann çok-

luuyla övünmek nasl oluyor?” Dedi

galip gelerek, Allah’a deil, onlara

dayanr, onlarla süslenir ve

deil, saylarna güvenir.

Huneyn Sava’nda ashaptan biri Allah’ zikretmeyerek Müslümanlarn çokluuna dayanarak; “Bugün aznlktan dolay malup olmayz.” dedi. Bunun üzerine u âyet indi: “Hani çokluunuz

kendinizi beendirmi, fakat sizi

Çokedip sevinmeleri üzerine Allah onlar kna-

Mü’minler çokluklaryla övündükleri gibi kâfirler de çokluklanyla övünürler. Allah öyle buyuruyor: “Ve ‘Biz malca ve evlâtça

daha çouz, biz azaba uratlacak deiliz/

Çokluuyla övünen kii kendini insanlardan üstün görür. Teb’ann ve evlâtlarnn çokluuna dayanr ki, ona destek olup onu muhafaza etsinler. Bakalaryla kavga etmeye, onlar sövüp dövmeye çok cesaretli olur. Bu da onu zulmetmeye, bakalar-

haklarna tecavüz etmeye kadar götürür.

ve böbürlenmeye iten sebep övünmektir (ucubdur).

“Hem kendinin, hem övündüün duklarn

Allah’n desteklemedii kiileri kimsenin

kiiyi kimsenin koruya-

Zira, Allah’a tevekkül etmeyi

brakp bakasna dayanan insan Allah, destek ve himayesinden mahrum brakr ki, o zaman kendileriyle övündüün kimselerin ne çokluu ne de birliktelii kendisine fayda verir. Allah, mühlet vermeden onu cezalandrr. Mühlet verdii takdirde kul buna aldanmasn ve her an azabn kendisini yakalayabileceini bilsin. Zira Allah yer yüzünde en hayrl topluluk olan

Huneyn Müssadece knayp

lümanlarn, çokluklaryla övünmeleri üzerine, cezalandrmaktan vazgeçmediine göre, nefsine hakszlk eden zalim ve günahkârlar asla cezasz brakmaz.

övündüü topluluun ölümün onu yalnz brakacan ve

kendisini terk cbelâlarla

kalacan, bu kalabaln Allah katnda hiçbir faydasnn olmayacan bilmeli. Kiinin kyamet gününde kardeinden, annesinden, babasndan, einden, evlâtlarndan ve kendileriyle ö-

yerinde olanlarn atete olmalarn temenni edeceini ve kendine destek verenlerin gücüne dayanarak iledii zulüm ve

gösterdii böbürlenme üzere

çkarmamal. Allah’n kendisine minnet edip çokluk vermesinden ötürü ükretmeli. Zira ükretmedii takdirde Allah’ kz-

katnda ne din ne dünya hususunda hiçbir yararlar olmayacak ve onu savunmayacaklardr. Kul bu marifetini kalbine yerletirdii zaman, bu sebeple

ameller iler, kaderinde yazlan kötülük-

lerden korkar ve sadece Allah’a tevekkül eder.

Mal Sebebiyle Ucub

“Mal sebebiyle ucub nedir?” Dedi

çok görüp ona güvenmektir.

“Biz malca ve evlâtça da çounluktayz.” (Sebe\ kiiyi kibir ve

Malyla övünür, fakiri küçük görür. Maln helâl olmayan ehevî duygularda kullanr, malyla zulüm ve hakszlk etmeye cesaret eder, fari

olunduuna fakir bir

kendini onlardan üstün görür. Rivayet

gün Hz. Peygamber, yannda oturan

diye elbisesini kendine

bu mal kendisine imtihan

çeken zengin bir

sorumluluk ve görevle-

sahibi birisinin fakirden daha fazla

kötülüklere götürebilecek mal

hacca gitme, zekât verme, akra-

helakten kurtulur. Zira

Allah ve kul haklarnn bir

da sorumlu deildir.

Avf ve Habbab gibi salih insanlar, yanlarnda çok mal biriktirmekten çekinmi ve korkmulardr. Abdurrahman

yurmutur: “Ondan üçüncü güne

altn kalacaksa, Allah yolunda harcamak

Peygamber öyle buyanmda bir veya iki krat

Zerr’in rivayet ettiine göre Hz.

m Zira Efendimiz, maln ne yaptn

önünden, arkasndan yoksuldurlar.

Uhud da kadar hile altn-

yannda çok mal bulundurmaktan korkar ve zühdü

öyle dedii naklonulmutur:

mallarn Allah kullarna sandan, solundan, savurup datmadtkça, Allah katnda malsz ve

Kul kalbiyle buna

nefsini hakir görür he-

olmasndan korkar ve kendisinden daha güvencede olan fakirin kymetini bilir, ona sayg duyar. Mal çokluuyla övünlik

Temenni, 3; Müslim, Zekât, 31; Mâce, Zühd, 8; Müsned, V, 309.

bn Mâa; Mukaddime,

harama nasl götürdüü açkça görünmüyor mu? Karun! Milletinin arasna süslü püslü elbiselerle çkt, salkiiyi

yerin dibine geçirdi.

Peygamber öyle buyuruyor:

“Bir adam, giydii bir

larla sallana I

böbürlendi, Allah da

parçal htrkasyla, nefsini beenerek gururlu bir ekilde

Kyamet gününe kadar yerin dibine yuvarlanacaktr.” 20 Bu yüzden mal ve zînet ile övünmenin (ucbun) gerektirdii cezadan korkmaldr. Çünkü kendisi gibi mal fitnesinden imtihan olmayan en basit insan Allah katnda daha hayrldr. yürürken, Allah yere emretti, yer

yarlp hemen onu

Ebû Zerr öyle anlatyor: “Hz. Peygamber ile birlikteydim. Camiye girdik, bana, “Ey Ebû Zerr! Ban kaldr ve camide bulunan en büyük, en saygn adam kimdir, bir bak!” dedi. kaldrdm, giydii birtakm elbise içinde gururlanan bir adam gördüm ve

“udur.” dedim. “Tekrar ban kaldr ve camideki en basit insan kimdir, bir bak.” dedi. Üzerinde eskimi iki parça elbise gördüüm bir adam fark ettim ve “udur.” dedim. Bunun üzerine Hz.

iaret ederek öyle dedi: “Bu, dün-

adamlardan hayrldr.” dedi.” 21 Zira Allah

katnda hayrllk takva ve ibadetle olup, zenginlik veya baka dünya güzellikleriyle deildir. Kul bu mânâlar kalbine yerletirdii zaman, malnn fitnesinden korkar ve fakirin kendisinden daha hayrl olduuna inanr. Zira sadece görevlerinin çok

fitne ve belâlara

maruz kalmas yönüyle fakirden üstündür. Bu yüzden kul bilsin ki, Allah kendisine, ükredip etmeyeceini snasn diye çok mal vermitir. Kimin hakkyla ükredip etmedii de bilinmedi-

uyank olup akbetinden korksun. Allah’n

kii bunlara dikkat ettii zaman, mal sebebiyle kendi-

oluan ucub gitmi

Müslim, Libas, 50, 51; Darimî, Mukaddime, 40. Miistcd, V. 170.

âlimlerin kibre ucb, ucba kibir dediklerini

kibrin ilk iaretidir.

denmitir. Zaten ucb sahibi

nin kibirden kurtulmas, neredeyse imkânszdr. Zira insan bazen, kendisine verilen din veya dünyay büyük görüp onunla

övünür ve bunun Allah’n

bakasna kar böbürlenmez. birlikte,

hakir, kendisini üstün

insan bir kimseyi hakir

övünerek sevinince kibir deil de ucb sahibi olur. Fakat ne zaman ki ncfsiyle övünür, bakasna bakarak içinden onu hakir ve çirkin görür ve “Ben daha hayrl ve daha üstünüm.” derse,

olur. Neticede insan kibre götüo zaman ucbtan kibre ren ucbtur. Öyleyse kibir ucb deil ayr bir vasftr.”

Kibrin Özellikleri ve Çeitleri

“Kibir nedir ve neden olmaktadr?”

Ondan, Allah’n çarçabuk cezaolumaktadr. Çünkü kibir, Allah’n d-

nda hiç kimsenin hakk olmad gibi, O’nun dnda hiç kimseye

Çünkü O’nun dndakiler yaratlm kuleyin sahibi her eye gücü yeten Allah’tr. te

katnda en büyük günahlardandr. Zira kimseye yakmaz. Kul, sadece efendisine yak-

sfat taknmaya kalknca, efendisinin gazap ve hiddeti son

Hz. Ebû Hüreyre’nin Hz. Peygamber’den

u hadîse bakmyor musun? “Cenâb- Hak, “Kibriya benim

benim izanndr. Kim bunlarda benimle

onu atee atarm.” buyurmaktadr.” 22

Hz. Ömer’den mütevazi

onu dçdttr. birisinin

rivayet edilen hadîste ise Efendimiz,

m buyuruyor. bn Abbas

Allah onu yedinci

kat yerin dibine batrr.”

boynunda, idaresi bir melein elinde olan,

” Ebû Dât/üd, Libas. 25; bn Mâce, Zühd, 24

yakmayan eyi elde etmeye çalmtr.

Kibirlinin Allah tarafndan

perian edilmesi ve alçaltlmas hakkdr. Zira

Mcs’ud, Hz. Peygambcr’dcn, “Kalbinde har-

kadar kibir bulunan kimse Cennct’e giremez.”

hem dünyada hem

hakir görmesi ve

hakkdr. Nitekim O, öyle buyuruyor: “Melekler de

(kurtarn). Allah’a gerçek

olmayan söylemenizden ve O’na kar büyüklük taslamanzdan ötürü, bu gün alçaklk cezasyla cezalandrlacaksnz’ (derken) onlarn halini bir görsen.” (En’am, 6/93). “Cehennemin kaplarndan

girin, orada ebedî

kalacaksnz. Kibirlenenlerin yeri ne

kötüdür.” (Mü’min, 40/76) Allah,

haber veriyor: Cehennem’de en korkunç azaba

urayacaklar hadlerini aanlardr. Onlar da

Hem kendi günahlarn, hem de onlara uyan zayflarn günahlarn yüklenmektedirler. Cenâb- Hak, onlarn Cehennem etrafnda

diz çökülerini anlatrken, “Sonra her milletten

kar geleni ayracaz.” demektedir

önce kibirlilerden balanaca izah yaplmaktadr.

u izahlar var: “Ama ahirete

inkâradr, onlar büyüklük

kyamet günü, hem kendi veballerini tam yüklensinler, hem de bilgisizce saptrdklar kimselerin

birkaç âyette ise

yüklük taslayanlara, “Siz olmasaydnz, sanlar olurduk.” diyorlar.” (Sebe\ 34/31). taslayan

Salih’in, gerçekten Rabb’i

sunuz?’ dediler.” (A’raf,

el-Buhârî, Tcvlid, 36.

“Zayf saylanlar, elbette biz

tarafndan gönderildiini biliyor mu-

Büyüklük taslayanlann inatç,

Allah’a muhalefet eden, za-

yflar srat- müstakimden alkoyan ve Peygamberlere muhalefet

eden kiiler olduklar

“Bana kulluk etmee tenezzül Cehennem’e girecekledir” (Mü’min, de,

alçaltlarak da harolunacaklardr.

kyamet günü halkn ayaklar altn-

da ezdirilerek harol uuaeaklar.” der. Kibir, birçok kiinin Al-

gelmesine ve inkarcla

hiçbir kibirli Allah’a

heybet ve celâline

yakn olamaz. Ona yakn

rivayet edilen, “Kalbinde hardal

kimse Cennct’e giremez.” hadîs-i erifi daha önce geçmiti. “ite ahiret yurdu! Onu yeryüzünde böbürlenmek ve bozgunculuk istemeyenlere veririz”

bile sahibini tedir.

Güreye, “üstünlük” kelimesinin büyüklük ve

(Kasas, 28/83) âyeti

Kibirden çok az bir miktarn

Cennet’ e girmekten

Belâ olarak da bu yeterlidir.

Çünkü, Allah’n vermi olduu

nimetten ötürü kibirlenmektedir. srailoullarnn bir

yankâr olunca, ibadet edenler bu isyankârlar küçük görüp, onlara

ibadet edenlerin ise ibadetleri

lendiren bulut, oradan

Bunun yan konularda cahil

önce abidleri gölge-

ona ilim öretmemesi ve dinî kalmas da onun hakkdr. trYeryüzünde haksra; Allah’n

yere büyüklenenleri âyetlerimden

buna iaret etmektedir. Bir

kalbinden Kur’ân’ anlama kabiliyetini alrm.” derken, bir

dierinde, “Kalplerini melekût âlemine kapatrm.” denilmektedir.

Yani yakîn gözüyle görülen eyler perdelenir, kâinattaki

ve Allah tarafndan terk edilmiliktir.

ve kâinat tefekkür etmelerine engel olurum.”

“Bitki ovada bitip

velerinde bitmedii gibi, hikmet de mütevazi olan kalbe yerleir, kibirli olan kalbe deil.

diken, tavana vurup yarar,

darb- meseldir. Ksacas

olan alçalr, cahil kalr; mütevazi olan hikmet ehli olur ve on-

dan yararlanr. Kibirli olan

Allah’n hiddetine maruz kalr ve ksa zaman-

da cezasn çeker.

Ebû bran el-Cüveynî

ve Malik b. Dinar’dan

öyle bir olay aktarlr: “Hz. Süleyman rüzgâra, kendilerini yukar yükseltmesini emreder. Rüzgâr onlar, meleklerin kalem czltlarn zi indir”,

iitecekleri bir yere kadar yükseltir. Sonra, “Bi-

diye emreder. Ayaklar denize

deinceye kadar onlar

“ayet arkadanz (Süleyman’n) kalbinde hardal tohumu kadar kibir olsayd onu yükselttiimden daha alçaklara batrrdm.” der. indirir.

“Kibir nedir, neden olmaktadr, hangi

Bunlar bana Dedi

kin, haset ve riyâ

ayrlr. Bunlarn temelinde de kiinin kendi deerini bilmemesi vardr. Kii kendi deeri

cahil olunca, kibirlenir.”

“Kendi deerini bilmemek, kiinin gözünde deerini yüceltir.

ahlâknn tümüne birden Bazen

ahlâk doar. Kibir

benzerlerinden neet eder. Ancak

defa kibrin kalbe gir-

mesi deerini yüceltmesindendir. Kul kendini yüceltince büyüklenir, kibirlenince burnu havaya kalkar, böbürlenir, izzetinden söz eder, kibir,

ve kendini beenir. Dolaysyla

yüklük taslamaktan baka

zaman) eriemeyecekleri bir

yoktur.” (Mü’min, 40/56)

hakknda, “Ulaamayacaklar büyüklük” tefsirini aktarmaktadr. bn Cureyc ise, “Yeryüzünde üstünlük” ifadesinin “büyüklük” anlamna geldiini söyler. bn Abbas da,

âyetlere büyüklük taslamak olduunu söyler. bakmyor musun?: “Musa Dedi ki: “Ben hesap gününe

inanmayan her kibirliden, benim de Rabb’im, sizin de RabbHniz (olan Allah’a) sndm.” (Mü’min, 40/27). “te Allah, her kibirli zorbann kalbini böyle mühürler.” (Mü’min, 40/35).

Bana bunlarn her

içinde tefsir eder misin?”

Rabb’i arasnda olan kibir.

Bu kibrin en büyüüdür.

insanlar arasndaki kibir.

hakknda Allah öyle buyuruyor: “Bana kulluk etmee tenezzül etmeyenler, aalk olarak Cehennem’e gireceklerdir.” (Mü’min, 40/60) “Ne Mesih, Allah’a kul olmaktan çekinir, ne de ilki

taslarsa bilsin ki

O, onlarn hepsini kendi huzuru-

lanmaktadr ve Allah katnda büyük

bir eydir. “Onlara, ‘Rah-

dendii zaman, ‘Rahman nedir? Senin bize eder miyiz hiç’ derler. Ve (bu), onlarn nefreti-

ni artrr.” (Furkm, 25/60). “(Onlara gelen

büyüklük taslamalarn) ve kötü tuzak (lar)

tirdi).” (F tr, 35/43).

ederek Rabb’ine itaatten

mitir. Hz, Peygamber’den de, ce,

“Yazklar olsun banal

emrolundu hemen secde 26

hadîsi rivayet edilmitir.

Araplar eskiden, rükû’a gitmekten kaçmyorlard. zillet

Âdem’e secde etme-

sayyorlard. Hz. Peygamber’in peygamberliinden önce,

olmak demekti. Hakim

Peygambcr’e ayakta secde etmek artyla bey’at ettim.” sözü de buna iaret etmektedir. Hakim, daha sonra meseleyi kavram-

Ebû Süfyan da öyle diyor: “Ey Kureyliler! Allah’n sizin boyun bükmenize ihtiyac yoktur.” Boyun bükmemek eski bir tr.

bundan kaçnyorlard. Bu böyle bilinmektedir.

Hatta birinin elinden bir

orda brakr, eilip almazd.

kopar ve ayakkabs

o eilip almaktan kaçnr. Dolaysyla secde

etmekten kaçnrlard. Onlara göre secde

Ca’de’den rivayet edilen, “Allah’a secde

etmek üzere alnn yere koyan kimse kibirden uzaktr.”” bu gerçee parmak basmaktadr. Yani Rabb’i

Rabb’i arasnda olan

kibir türü, Peygamberleri

reddetme, sözlerini dinlememe, inat edip onlara muhalefet etmeyi de kapsar. Peygamber’e

ysyla Allah’n emrine

olmaktan kaçnrlar. Dola-

inatlar, kitabn reddeder, hüc-

cetlerini inkâr ederler. Zikredilecek âyetler

latmaktadrlar: di biz ler.”

bize kölelik ederken,

gibi olan iki insana

sizin gibi bir insana itaat ederse-

mutlaka ziyana urayanlarsnz demektir.”

kendileri gibi birine itaat etmekten

“Bize melekler indirilmeliydi, yahut

Rabb’imizi görmeliydik deil mi?’

kendi içlerinde büyüklük tasladlar ve büyük bir azgnlkla haddi

“O’na (Peygamber’e), kendisiyle bemelek indirilmeli deil mi?” (Furkan,

hazine indirilmeli veya beraberinde bir melek

gelmeli deil miydi?” (Hûd,

“(Firavun) ve askerleri yer-

yüzünde haksz yere büyüklük tasladlar.” ibadet eden bir kul olmaktan

neticede ilâhlk iddia

Vehb öyle diyor: “Hz. Musa, Firavun’a, “man et, hem kurtul hem kralln senin olsun.” deyince, Firavun, “Vezirim Haman’a danaym.” dedi. Hz. Musa’nn dediini anlatnca Flaman, “Sen tapnlan

bir ilâh iken, tapan bir kul

Hz. Musa’ya olan inadndan ötürü

tf-Tirmizî, Siyer, 21.

etmedi. Kibirlenip kendileri gibi bir beere

kaçndlar. Kendilerine daha büyük bir kiinin gönderilmesini istiyor

ve halk arasnda büyüklük taslyorlard. Nitekim Allah,

“Kendi kendilerine kibirlendiler” Kibrin

sra, peygamberlere uyanlar, kendileri gibi

alyor onlarla ortak bir statüde bulunmak

istemiyorlard. Nitekim Hz. Nuh’a, “Sana, bizim basit görülü

takmlarmzdan bakasnn uyduunu görmüyoruz”

“Badie’r-Rey” ifadesinin, “Ortaya attklar

geldii eklinde bir açklama aktarmaktadr. Onlara, Hz.

Nuh’a inanmadklar haberini vermektedir. Yoksa Hz. Nuh, kullar, Allah katnda küçük görmüyordu. Nitekim âyette

ifade var: “Sizin gözlerinizin hor gördüü kimseler için, “Allah

demem. Allah onlarn

iyi bilir.” (Hûd, 11/31).

den ötürü inananlar küçük gördüü, dolaysyla Peygamber’e ittiba

etmedikleri haber verilmektedir.

Kureyliler de, “Dediler bir

deil miydi?” (Zuhruf;

iki kentten, 43/31).

Ebû Mes’ud es-Sakafî olduklarn söyler. Kureyliler reislik ve dünyalk açsndan Hz. Peygamberden daha ileride olanlara uymak istiyorlard. Çünkü onlar, “Bir

mü bamza peygamber

Allah da, “Rabb’inin rahmetini onlar 43/32).

veriyordu. O’na uyanlar

“Muhammed’in getirdii iyi uymakta bizi geçemezlerdi.” (Ahkaf, ötürü,

olsayd onlar O’na

46/11) diyorlard. Yani, biz

O’ndan daha üstünüz, dolaysyla hakkn bize verilmesine daha lâykz. Karun da öyle demiti: “Bu servet bende bulunan bir bilgi sayesinde verildi.” (Kasas, 28/78)

Hz. Peygamber’in peygamber olmadan önceki üstünlüklerine bakarak,

olanlarn hakir olmalarndan ötürü böyle bir lanni

eye lâyk olmadk-

u ifade bulunuyor: “Allah aramz-

lâyk gördü?” (En’am

üstün gördüklerinden, kibirleniyor, Allah’a

Bundan ötürü Ehl-i kibirlerinden O’na inanm-

yor ve Peygamberine muhalefet ediyorlard. Kitap Efendimizi

(Kur’ân) kendilerine gelince onu inkar

ettiler.” (Bakara, 2/89)

bir âyette: “Vicdan-

onlarn (doruluuna) kanaat getirdii halde, srf hakszlk

Iaksz olduklar halde, üstünlük taslyorlar. Ve

Allah öyle ferman ediyor:

böbürlenmek ve bozgunculuk etmek istemeyenlere zel) sonuç, takvâ sahibi

Kölelerimiz seninle oturup nazil

O’na yalvaranlar (Kurey büyüklerinin arzusuna uyarak) kovma (o mürikler ister inansnlar ister inanmasnlar). Onlarn hesabndan sana bir sorumluluk, senin hesabndan da onlara bir sorumluluk yok ki, bu zaRabb’lerinin

valllar kovup da zalimlerden olasn. Böylece Biz onlarn ki”Allah

mini kimiyle denedik

lâyk gördü.” desinler.”

(En’am, 6/52-53). “Gözlerin

isteyerek onlardan (Rabb’lerine yalvaranlar)

(Kehf, 18/28) Allah, Nebi’sine,

tünlük istiyorsun.” diyor. nanmayanlarn Cehennem’e girince,

(burada) görmüyoruz.” (SaU 38/62) diyecekleri haber verilmektedir.

Sözü söyleyenin Ebû Cehil, kasdedilenlerin

Suheyb ve Mikdâd olduklar söylenmitir.

Kullar arasndaki kibre gelince, o büyüklük taslamaktr.

büyüklük taslamann gerçei nedir?”

onlar hakir görmek ve ka-

bul etmemektir. Kii dierlerinden hayrl onlara küçültücü ve alçaltc bir gözle

bildii halde, onlardan geldii için, gerçei kabul

etmemektir. Meselâ onlardan lükten

olduunu düünür, bakar. kincisi, doru

hayr söylese, bir kötübir konuda münazara edip

etmez ve bile bile reddeder. Nitekim Allah, srailoullarn bu durumla nitelendirmitir: “Vicgalip gelse, kibirli olan kabul

danlar, onlarn (doruluuna) kanaat getirdii halde, srf hakszlk ve böbürlenme yüzünden onlar inkâr ettiler.” (Nemi, 27/14).

(Kur’ân) kendilerine gelince, onu inkâr

ettiler,” (Bakara, 2/89).

münazaraya girse, bütün gayesi, üstün gelme, reddetme ve anlamaya yanamamadr. Bir bakakibirlilerden birisi bir

sndan örenmeyi kendine yediremediinden, onlar

ve galip gelmeyi çok. sevdiinden böyle yapar.

bu tipleri öyle anlatyor: “nkâr edenler dediler ki, “Bu Kur’ân’ dinlemeyin, (okunurken) onun hakknda gürültü edin, Allah

gelirsiniz.” (Fussilet, 41/26). Kibirliye ha-

emredilse inkar eder ve üstünlük

nerek hakk reddeder. nin eseridir. Allah’n,

Bu kalbindeki kibrin ve “Ona Allah’tan kork!”

kendisini günaha sürükler.” (Bakara, 2/206) sözüne kulak

ve öldürüldü.” dedikten sonra,

sanlar arasnda adaleti emredenleri öldürenler (yok mu), onlar

olan, kendisine iyilii

emredeni öldürür. Allah’n

kulak ver: “(Bir kavmi)

îmran, 3/21) âyetini

Mes’ud, “Bir adama, “Allah’tan kork!” denildiinde,

“Sen kendine bak, bana

m emrediyorsun?” demesi “Sa

günahtr.” der. Hz. Peygamber bir adama,

elimle yiyemiyorum.” dedi.

fendimiz, “Yiyemeycsin! Sen sadece kibrinden böyle yapyor-

O adam, daha da sa elini azna kaldramad.

hakir görerek üstünlük taslasa

bildii halde reddetse, o kimse kullara

tpk eytann yapt

“Ben ondan hayrlym.”

olduunu düününce secde etmedi. lâlbuki, bunun mahvedici olduunu biliyordu. Çünkü Allah’n emrini reddederek, I

“Secde etmem.” diyordu. Böylece Allah’a

Çünkü mene itibaryla üstün olduunu düünüyordu. Onun menei ate, Hz. Âdem’in ise toprakt. Ate topra yediinden daha güçlüydü. Bu sözü, Allah’ tanmadndan ve Hz. artt.”

Adem’e kar geldiinden söylüyordu. Böylece Hz. Âdem’e

gösterdii kibir onu, Allah’a

mel’un oldu. Bütün bu

gelmeye götürdü. Kâfir

Kaysn, “Ya Rcsûlâllah! Ben güzellii seven bir insanm. Bu kibir saylr m?” sorusuna verdii, “Hayr, kibir, 29 hakk kabul etmemek ve halk küçümsemektir” eklindeki cevapta özetlenmitir. Bir dier rivayette ise, “Kim hakk tan-

ve insanlar hakir görürse”

M^7/m,E§ribe, 107. Müslim,

Dolaysyla kim büyüklük

Allah’n emrini kabul

etmez, O’na ibadet etmeye boyun emezse, o Allah’a kibirlidir.

de kardeini hakir görerek kendisini daha hayrl

görür veya hakk bildii halde kabul etmezse, insanlara kibir

olur. Kibrin asl,

insanlar küçük görüp

bile bile reddetmektir.

genel hatlaryla budur.

Beenme (Ucub) Olan

olmaktadr. Alim ilmini beenince, bu beenisi onu dier in-

büyüklenmeye götürür. Neticede, bazlar kendisinden daha çok takvâl bile olsalar, avama kar kibirli olur. Bu, Hz. Ömer’in âlimler hakknda korktuu eydi. Nitekim âlimlere, “Örettiiniz kiilere kar mütevazi olun, zalim sanlar üzerine

âlimlerden olmayn, Allah’n

ilminiz cehalet olarak

görülmesin!” derdi. Yani ilminizle kibirlenirseniz,

Alim, ilmi rür, hafife alr,

onlardan kaçar, uzak durur,

hizmetçi gibi kullanr, örettiklerine

önce selâm vermesi

kalanlar hor gö-

minnet eder, onlarn

alr, onlarla alay eder,

alnnca veya ihtiyaçlar tam karlanmaynca onlara kzar. Çünkü, kendisini çok büyük gördüünden, bütün bu ileri hak ettiini, onlarn bu ileri yapmalarnn gerekli olduunu düünür. disiyle

reddeder. Vaaz etse

iddetle tenkit ederek konuur. Kendisine

öüt verilirse, öütte

bir hadîs-i erifte bir

iddetle tenkit ederek konuur, kendisine bir

Hz. Muaz’n rivayet ettii ler

kendisi vaaz etse

alnsa veya reddedilse kzar. *

âlimin yedi sfat anlatlmaktadr: dierleri

bakasndan üstündür, ey emretseler, öretmek

verseler sinirlenerek reddeder. 3. Kendisi

öüt verse sert ve hain olur. 4. Eit bir ekilde onlarla konumaya tenezzül etmez. Çünkü onlar ona denk deiller! 5. Takva açsndan hem kendisinden üstün hem onlara öretse, veya

aa olanlar küçük görür ve hafife alr.

zünde sanki akl erdiremeyen eeklerdir. kendisine fayda vermez, faydas olsa bile

Hiç kimsenin ilmi onun gözünde fayda

te bütün bunlar Allah’ bilmemekten ileri

ondan daha çok Allah’ bilmektedirler. Çünkü Allah’tan daha çok korkmaktadrlar. Onlar ona sayg gösterirken, o onlalar

küçümseyici bir gözle bakar. Neticede o alçalm bir

yücelmi mütevazilerdir. Çünkü Allah, kibirliyi alçaltr ve küçük düürür, kendisi için tevazu göstereni ise yüceltir. onlar

onlar küçük görür, ilmi

övünür, cehaletlerinden ötürü onlar ayplar, haklarna

aalar, balarna kakar. Bir ey öretse davranr. Hiçbir zaman Allah için mütevazi olmaz.

tecavüz eder, onlar

yukarda saylan baz sfatlardan kaçnrkendilerini kaptrrlar. Ksacas, kim bir az ilim

elde ederse, ilmi daha az olanlara

Bazlar kendilerini kurtaramaz ve

“ilim insann alçak

da Allah’ idrak etme ve ilmiyle

marifetine delil getirme seviyesine

gönüllülüünü artrr. Anlattn kii-

ve cehaleti artmaktadr?”

yamura benzer. Aaçlar onu kökleriyle emerler. Her aacn sahip olduu tada göre tadn artrr. Ac olanlarn acl artar, tatl olanlarn tatll. Tatlnn suyu tatl olarak, acnn ve saf

onu örenirler. Bu ilim hcrbirinin meyil ve arzusunu artrr. Kibirli olann kibrini artrr. Çünkü,

kibre meyilli olan cahil

ilim elde ettiinde kibirlenecek

malzeme bulmu demektir. Onun cahil iken Allah’tan

için kibri artar.

korkuyor ve Allah’ bilmenin

biliyorsa, ilim elde edip artar.

Ama adam delillerine

Nitekim Hz. Muaz

ars da artar.” demitir. Allah’ bilip, aleyhinde olan durumlar anladndan ötürü iç ars artnca, zillet, alçak gönüllülük, efkat ve korkusu da

meyil ve arzusu dünya ve büyüklenme olunca, kibrini,

sunu, kendinden hissini artrr.

küçük görme duygu-

aa olanlar reddetme

Bunlar kibir ve galip olma sevgisinin neticesi-

küçük görür. olmaktadr, ii çok zor,

olsun, kendinden daha az amel edeni

daha cahilse, kendi kendine, “Heder’

çünkü ameli çok azdr.”

Kendinden daha az amel edenleri hakir görür, küçültücü bir ekilde gözle bakar. Ya da üzerlerinde büyüklük taslar. hareket eder ki, bakalar önce selâm versin. Bakalar ona iyilik

ziyaret ederler o etmez.

olsuna giderler o gitmez. Faziletiyle onlar

i yaptrr, onu çaltrrlar. Kendisine öüt verene kzar. Çünkü amelde onlardan üstündür! Onlar ise amel etmeyen ve haddi aan kiilerdir.

Birine, önce selâm verse,

davetine icabet etse veya dostluk kursa, bununla ken-

disine iyilik ve hak let

etmedii eyi; sadece kendisine

dolaysyla ondan daha

düünür. Kendisi için Allah’tan çok büyük ümitler tarken, onlar adna ciddi korkular içindedir. Onlar gördüünde veya hatr-

ciddi korkular hisseder.

endie duymaz, onlar için ise, Çünkü onlarn helak olduklarn dü-

kendisi için hiçbir

kendisine azap edilmeyeceine dair

Hâlbuki esas helak olan kendisidir. Hz.

Peygamber’in, “Bir ahsn, “nsanlar helak olmulardr.” eklindeki sözlerini

duyarsanz, biliniz ki en büyük felâka urayan oâut

hadîste Efendimiz ne güzel li,

Müslim, Birr, 139; Ebû Dâvûd, Edep, 77; Mmmfta, 272.

buyurmular! Çünkü o

422 niyette hissedip

kibir ve üstten

houna gitmeyen bu kötü

mitir. Hz. Peygamber

bir hadîsinde, “Kiinin

kardeini hor görmesi, kötülük olarak kendisine

Söz konusu ibadetle

ahs, bakasn küçük

adna korksa ve onlardan çok kendisi için ümit beslese; onlar da ona büyük bir zat gözüyle bakp kendilerini küçük görseler; ondan çok kendilerinden korksa ve kendilerinden çok onun için kurtulu ümidi besleseler; ksacas onun kurtulacan, kendilerinin ise helak olacaklarn zannetseler, ite o zaman onlar ondan daha çok ibadet ve görüp, kendinden çok, onlar

O kii Allah’n gazabna urayacak ve ahirette ameli bouna gidecektir.

Kibrinden ötürü, Allah,

alacaktr. Dierleri ise alçak gönüllülükleri, Allah’a olan sevgileri,

küçük görmeleri, o ibadet edeni, onlardan ayr dur-

duu ve meclislerine katlmad için büyük görmelerinden ötürü,

Allah’n rahmetiyle karlaacak ve O’na daha yakn olacak-

Çünkü Allah onlan sevip yüceltmeseydi, onlar O’nu sevip ta’zim etmez ve O’na yakn olma ümidini tamazlard. lardr.

Evet onlar, Allah’n rahmet ve mafiretine urayacaklar ve Allah onlar ibadet ve gayretleriyle kendi katma alacaktr. Kibirlenenin caktr.

yok olacak ve en kötü hale sokulaAllah’n vermi olduu amel nimctiyle

görmü, onlardan uzak duraldanm, daha çok bakas için endi-

kibirlenmi, kullarn küçük

mu, Allah’a güveniyle e duymu ve asl kendi rektiini

nefsinden korkup ona

Müslim, Birr, 32; Ebû Dâvûd, Edep, 35; ct-Tirmizt, Birr, 18;

a’bî ve Ebu’l-Celd öyle

bir olay anlatrlar:

larndan, “srailoullarnn reddedilen evlâd.” diye

Kendi kendine, “Ben srailoullarnn reddedilen evlâbu ise onlarn abididir. Yanna oturaym, belki Allah

yanna oturdu. Abid kendi kendine, “Ben srailoullarnn abidiyim, bu ise reddedilenleridir, gelmi yanma oturuyor.” dedi ve ona kzarak yanndan kalkmasbeni de affeder.” dedi ve

peygamberine, “Git onlara söyle,

yeniden ibadete balasnlar. Çünkü, abidin ibadetlerini sildim, dierini ise affettim.” diye vahyetti. Baka bir hadîste, bulutun

balad açklamas da vardr. üphesiz

Allah, kullarn kalplerine bakar.

ganlar kalbe tâbidir. ce, cahil

Âlim veya abid kendini beenip böbürlenin-

veya günahkâr olan da mütevazi olup Allah’n azameti ve

korkusu karsnda boyun eince, abidden daha çok olur.

“srailoullanndan bir adam, yine kendilerinden olan bir abide rastlad.

Abid secdede iken srtna bindi ve

Abid, “Vallahi Allah seni affetmez.” diye

kii, asl Allah seni affetmeye-

cek.” diye vahyetti. Kendini Allah

katnda çok büyük gördüün-

den, secde ve ibadetinden ötürü kendisine yaplan

büyük olduunu ve Allah tarafndan affedilmeyeceini düündü-

ünden o kiiye affedilmeyeceini söylemiti. Böylece hem ucub hem kibir yapm, hem de Allah’a olan ümidinde aldanmt. Halk küçük gören kibirli ahs da böyledir. Onlar arasnda sanki sadece kendisi kurtulacaktr. Hz. Peygamber’e bir adamdan söz edildi. Günün birinde adam çkageldi. “Söz ettiimiz adam

selâm verdi ve ayakta durdu. Hz. Peygamber, “Allah için söyle! Kendi kendine, “Brdakilerin arasnda benden faziletlisi yoktur.” demedin mi?” sorusuna adam, “Allah’a yemin ederim öyledir.” dedi.

sadece kendisinin kurtulua ereceini

için tiksinip ayakta

kakyordu. Nitekim sahabeden olan Haris. b. Cerir öyle diyor: “Güleç yüzlü abidler çok houma giderler. Ama rin

sen güleç ameliyle

halde ask bir suratla seni karlayan, sanki

saysn çoaltmasn!” Allah böylelerinden raz olsayd, Nebi’sine öyle

demezdi: “Mü’minlere kanatlarm indir (onlara

ve efkatli ol).” (Hicr, 15/88). “Allah’n rahmeti sebebiyledir ki,

O’nu sevdii dostlarn

alçak gönüllü, kâfirlere

onlar, onlarn da

öyle anlatyor: “Mü’minlere

onurlu ve iddetlidirler.” (Maide,

âlim ister abid olsun,

nazarnda hiçbir deeri yoktur.

Bu dalâletlerine bir de kibir eklemiler. Yeryüzünde onlardan baka doruyu söyleyen ve Bir

insanlar ise dalâlettedirler.

hidayete götüren kimsenin

mahlûk olduuna ederler.

inanrlar. Kaderi ve ahirette rü’yctullah inkâr

da inanmazlar. Raflzîlcr, Mürciye

ve Haricîler bunlardandr. efaati yalanlarlar. Sahabe-i kirama uzatrlar.

mü’minlerin annesi Hz. Âie’ye

ayet kitabn uzama-

sndan endie etmeseydim, onlar geniçe anlatrdm. Bu frkalarn 33

çkm uzaklamlardr. Hakk söyleyen hiç kim-

tanmazlar. Cehalet ve kibirlerinden ötürü, yeryüzünde sade-

ce kendilerinin hidayette

Abbas, Hz. Peygamber’den

yet etmektedir: “Bir grup insan gelecek, Kur’ân okurlar, grtlaklarn

yan, bizden daha

Sonra Efendimiz asha-

“F.y topluluk bunlar sizdendir

ama bunlar Cehennem

“Riyadan olan kibir nedir?”

“Kul kendisiyle tartan veya herhangi bir

kabullenmez. Veya da falan

kiinin söyledii gerçei reddeder.

üstün veya daha

eksiklik olur diye

yenildi ya da hatas

denilmesin diye, gösterii onu kibir ahlâkna götürür. Her ne

tartan veya emreden daha hayrl olduunu de gurur ve gösterii kabullenmeye engel olur. Aslnda

içinde kendisiyle bilse

balangçta gerçek anlamyla kalbinde

“Peki neticede kin

kibir nasl oluyor?”

diye, kendisine zulmettii,

veya ilikisini kestii kiiyle, helallemekten kaçnr.

Dolaysyla onun sözünü kabullendi denilmesin

ei-BukM, Enbiya, 6, Fedalu’l-Kur’ân, 36, Maazî, 61, Tevhid, 23; Müslim, Musarrifu, 275; Ehû Dâvûd, Sünne, 28.

vardracak kadar, gerçei reddeder. Yani gerçei

derecesinde kullanr. Kendilerine

yapt, kin ve dümanlk besleolduunu bildii halde gösteri ve kin

beslemek, kibir ahlâk edinmektir. Kendini beenenin kibri

Kendisine verilenleri muhatabnda bulamaynca

olduunu düünür ve souk davranr. Bu konu ilim ve amel açsndan, hem din hem dünyay kapsar. Kendisine dierlerinden fazla bir nimet verilince houna gider ve kibirlenir. Bu cehaletten ve ükrü bilmemekten kaynaklanr. daha hayrl

bu noktada kendilerine güvenemez-

kiinin kendini beenmesi ve kibirlenmesi, kendi-

sinde bulunan nimetten

Nimetler çoalp büyü-

ve kibir çabuk yol bulur. Özellikle

kiiyi halktan ayran ilim ve amel gibi hususlarda daha çok etkili

Büreyde’nin Hz. Ömer’den

madn m? “Uhud günü

Hz. Peygamber’i korurken

yaraland diye, Talha’da sürekli bir böbürlenme

“bn Abbas Hz. Ömer’e, Hz. Talha hakkndaki düüncesini sorunca u cevab almt: “Kendisinde ler

kibir eseri olan bir

izah yapt: “Çünkü

günü, dier ashaptan farkl bir ayrcala sahip

olmutu. Hz. Peygamber’i bizzat vücûdunu siper yaparak korumutu. Neticede eli isabet ald. Yaral parman ayann

hemen Hz. Peygamber’in üstüne aband.” Hz. Ömer bu kahramanlndan ötürü, Hz. Talha’da altna koyarak kopard ve

Bu, bilinen bir gerçekten ötürü, bir Müslümana hakaret

etmek deildir. Fakat bu kadarck

söz söylenmise, biz bîçarelerin her halimizde daha dikkatli

Çünkü Hz. Peygamber,

kibir olan kimse Cennet”e giremez.’*

Giyilen elbiseyle yaplan kibir de böyledir.

yen giymeycnlere giyen

Iasan- Basrî, “Yün elbise

ipek elbise giyenden fazladr.” derken ne

ipek elbise giyen, ehl-i dünyaya

ama yün giyen dindara kar mütevazidir. Buna mudindarlnn bir iareti olarak yün elbise giyen ipek elbi-

küçümser. îpek elbise giyen, üzerinde

elbisesini ve zahidlerin iaretini

kibir ve kendini

emin olamaz. Kiiyi bakasndan ayran her hâl ve davran Bundan ötürü Temim-i Dar Hz. kibrin davetçisidir. Ömer’den, kssa anlatma izni isteyince Hz. Ömer izin verme-

“Bu adam kesmek demektir.” demiti. Kabilesine namaz kldran bir ahsa, namazdan sonra onlara vaaz etme ve ve

arkasndan da dua okuma ekilde

korkuyorum.” diyerek kibirlenmesinden

endie etmiti. Hz. Huzcyfe de bir gün namaz kldrdktan sonra, “Ken-

imam arayn veya bundan sonra tek banza kln.” demiti. Baka bir rivayette, “Cemaat arasnda kendimden daha faziletlisi görmediim hissine kapldm.” ifadesi geçdinize

Dierlerinden ayrlacak ekilde kendisine bir nimet verilen çok az kii kibirden kurtulabilir. Allah’n kendisine büyük bir azim, güç ve koruyuculuk verdii kii müstesna. 35

Libas, 26; Et-Tirmizî, Birr, 61; tim

“Dinle olan kibri anlattn. Peki dünya

olan kibir nasl

“Dünya ileri gelir.

kibir soy, güzellik, güç,

mal ve say çokluundan

aa olanlar, amelden bazlarnda dierlerini

kendisine hizmetçi ve köle görecek dereceye varr.

oturmaktan kaçnr, onlara

böbürlenir, sinirlenince onlar

ayplar, salih olan kii bile sinirlendii

karya runda lu!” kes

Hz. Ebû Zerr anlatyor: “Hz. Peygamber’in huzu-

mücadelemiz oldu. Ona, “Ey zencinin

üzerine Uz. Peygamber, “Ey Eba Zerr! Her-

ayndr, herkes ayndr. Beyazn siyahtan

Muhatabn annesi siyah (zenci) Ebû Zerr’ in ise beyaz rktan olduu için kendisini ondan hayrl görüyordu. Hz. Peygamber’in, “Herkes ayndr sözü.” bu düünceye iaret etmektedir. Ebû Zer, “Bu söz üzerine yere yattm ve adama, “Gel ayanla

bama bas!” dedim.” ifadesini ilave ediyor. Evet salih kii sinirlendiinde, soyca bir tehlikeyle

aa olana kar böyle

Gybetini yapar, soyluluunu

muhatabna, “Havazinli, Hintli vs.” deyip küçültmesi gibi. Bununla sadece onu ayplamaz, ayn zamanda böbürlenir. “Ben senden soyca üstünüm ve erefliyim. Falan kabileden falann oluyum. Sen kimhatrlatr ve

onu küçük düürür.

kimlerdensin? Sen falann

deil misin? Senin

nasl cüret eder, nasl bir görebilir ve

benimle kendini denk tutar?”

Bundan ötürü, Hz. Peygamberin yannda böbürlenen iki ahstan biri dierine, “Ben falann olu falanm. Sen çimsin? Annen bile bilinmiyor!” deyince, O öyle buyurmutur: “Hz.’ Musa’nn yatmda iki kii böbürlenmiti. Birisi dokuz dedesini saynca,

Allah Hz. Musa’ya

dokuzu da Cehennemliktir, sen de onuncu-

Hz. Peygamber öyle buyuruyor: “Ya

haline gelen ecdadla böbürlenmeyi brakrlar ya

da burunlanyla pislik yiyen böceklerden daha

“Allah sizi cahiliye ayplarndan kur-

tarmtr, artk böbürlenmeyin.”

böbürlenen, dierlerini çirkin görür, onlara

yaradlndan ötürü onlar

Âie validemiz anlatyor: “Hz. Peygamberin huzuruna bir kadn geldi. Ben de el iaretiyle onu ayplar bir hareket yaptm. Hz.

Efendimiz, “Gybetini yaptn.” diyerek beni azarlad.” Güzel

ayplam ve taklidini yapmt.

Güçlü olan zayf ayplar, küçük görür, gücüyle iftihar eder, böbürlenir. Mal sahibi malyla övünür, marr, giydii lüks elbiseyle caka satar. Bundan ötürü Allah öyle buyuruyor: “(Karun) süsü (debdebesi) içinde kavminin karsna çkt.

de bize verilseydi, hakikaten

büyük nasip sahibidir!”

Kendilerine bilgi verilmi olanlar

verilenin bir benzeri

size, dediler, ina-

Allah’n sevab daha hayrldr.

kavuur.” Nihayet Biz, onu da evini de yere batrdk; Allah’a kar ona yardm edecek bir topluluu

olmad. Kendi kendini (savunup) kurtaranlardan da deildi.

361; et-Timizî, Mcnakib, 74.

onun yerinde olmay isteyenler, “Vay, demek Allah kullarndan dilediine rzk açar ve ksar, Allah bize lütfetmi olma-

sayd, bizi de yere batrrd.

maz!” demee baladlar.”

airet ve hizmetçileriyle övünen kii, daha az olan-

lar küçük görür, onlara üstünlük

gerçekten kâfirler iflah ol-

balar, kibirle neticelenir.

ucbu (kendini beenmilii) birbirine denk tutuyorsun. Din ve dünya konusunda aralarnda ne fark vardr?” “Kibirle

ameliyle böbürlenir, nefsini över, Al-

lah’n nimetini unutur. Kimseye

övünmesi ona, bakasndan hayrl olma duygusunu verir. Dierlerini küçük görmeye balar, onlara kar souk davranr, onlardan kaçnr.

ilerine gelince, kii, güzellii,

övünme bir araya gelir. mal soyu, gücü vs. ile

övünür. Bata kibirlenmez. Ancak bu ekilde övünüp kibre,

üstünlük duygusuna kaplmayan kimse yok gibi-

Hz. Peygamber’in, giydii güzel

(kendini beenmilikle) nitelediini

Din ve dünyasyla kibirlenen kii, Allah’n sevmedii iki eyi kendinde toplamtr: Üstünlük sevgisi ile hakka boyun ememe ve kendinden olan kiilerden hakk kabullenmeden nefret etme. Onlarla ancak sert bir ekilde konuur, aalatn bir gözle bakar ve onlar küçük görür.

Etme ve Kulun Kendini Bilmesi

“Kendini tanyp, din ve dünya açsndan

Dedim ki: “Peki kendini nasl bilecek?”

“Balangcn, hayâtn ve

düünerek kendini bilir. Dünyaya geldii güne kadar geçen zaman boyunca hiçbir ey deilken, Allah onu yoktan yaratt. Üstelik ölü bir eyden yaratt. Yani hayattan önce onu Ölü olarak yaratt. Çünkü, önce onu topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan, sonra bir kan phtsndan yaratt. Sonra da kemie çevirip etle kaplad. Dolaysyla, akbetini

hayatndan önce ölümünden, güçlülüünden önce zayflndan, âlimliinden önce cehaletinden, görür halinden önce, körlü-

ünden, duyar halinden önce sarlndan, konuur halinden önce dilsizliinden, karnnn tokluundan önce açlndan, örtünmü halinden önce çplaklndan, hidayetinden önce gafletinden, zenginliinden önce fakirliinden

Sonra ölü iken canlandrd, kör iken görür hale getirdi,

zayf iken güçlendirdi,

iken duyar hale getirdi,

cahil iken bilgi sahibi yapt, fakir iken

zenginletirdi, aç iken doyurdu, çplak iken giydirdi, gaflette

iken hidayete erdirdi.

aa mertebelerden söz konusu

düünerek nefsini tanmal, ne kadar zelil, zayf, eksik, miskin, muhtaç olduuna ahit olmal, böylece deerinin küçüklüünü bilmelidir. Bu bilgi ona, Dolaysyla kii, önceki

büyüklerime ve benzerlerinden

Balangçta bu deersizlii ve nefsini bilme

ve kötü bir halden yüce bir

gözünde nefsinin bir

birincisi ile kendini, ikincisiyle

alkoyar. Allah’tan gelen ikinci nimet,

Allah’n kendisine vermi

de Rabb’ini tanr. Birincisiyle,

küçülür, ikincisiyle Rabb’inin deeri

emaresi olarak, Rabb’ine

Balangc ve ilk hali bu olan kii kibirden uzaktr Bu gerçei Hz. Lokman oluna, “Yavrum! Topran kibirle ne alâkas var?” derken ne güzel ifade eder. Evet, asl ayaklar altnda ezilen toprak olan ve daha sonra da ekiyip

kii, nasl kibirlenir?

görülen kiiye, “Sen gö-

topraktan bile deersizsin, pis

asl, ayaklar altnda ezilen toprak ve

mu çamurdur. Sonra pis nutfe halini alr. ayplanmak, deeri düürülmek

Fasl da budur. Kii

ne de fasln.” denir. Araplara göre

nsann asl ayaklar altnda ezilen toprak, fasl da, elbise çamara bulatnda pis olduu için ykanan, menidir. Do-

maddeden yaratlmtr. Allah’n

beyanlarna kulak verin: “Kahrolas insan ne kadar da nankördür! (Allah) onu hangi eyden yaratt? Nutfeden.

ona biçim verdi.”

“Sonra onun neslini bir öz-

den, hakir bir su (yun özün) den yapt.” (Secde, 32/8). Hz. Pey-

de, “Allah öyle buyuruyor:

Oysa, Ben onu öyle bir eyden yarattm.” dedikten sonra,

tükürüünü mübarek avucuna koyup nsan

eyden yaratld, pis bir yere kondu ve yerden çkt. Çünkü erkein sulbünden gelip, sidiin pis bir

yoldan geçerek rahme ular. Burdan da yine sidik yolundan geçip dünyaya varr. Hz. Enes anlatyor: “Hz.

hutbesinde, “Her biriniz ikier defa sidiin geçtii yoldan geç-

misiniz.” diyerek kibirlenenlere seslenmiti.

insanolunun sperm, sonra ölü bir

yaratld ey topraktr. Sonra ölü kan phts, sonra ölü bir çinem et, sonra

beden safhalarn geçmitir. Acizlik ve yetmezliinden ötürü

duyamayan, göremeyen, konuamayan, düünemeyen ve hareket

bir beden. Sonra,

ama küçük, zayf ve aciz bir ekilde dünyaya gönderilir.

bir süre kazurata teslim edilir.

Kalb hayatı 2

Сервисы VK

Поиск видео Найти

Топ недели

Мы больше не будем рекомендовать вам подобный контент.

519 951 просмотр

Мы больше не будем рекомендовать вам подобный контент.

943 081 просмотр

Мы больше не будем рекомендовать вам подобный контент.

38 438 просмотров

Мы больше не будем рекомендовать вам подобный контент.

410 737 просмотров

Мы больше не будем рекомендовать вам подобный контент.

10 857 просмотров

Мы больше не будем рекомендовать вам подобный контент.

652 210 просмотров

Мы больше не будем рекомендовать вам подобный контент.

4 261 просмотр

Мы больше не будем рекомендовать вам подобный контент.

321 443 просмотра

Мы больше не будем рекомендовать вам подобный контент.

171 522 просмотра

Мы больше не будем рекомендовать вам подобный контент.

162 768 просмотров

Мы больше не будем рекомендовать вам подобный контент.

139 809 просмотров

Мы больше не будем рекомендовать вам подобный контент.

505 658 просмотров

Мы больше не будем рекомендовать вам подобный контент.

217 150 просмотров

Мы больше не будем рекомендовать вам подобный контент.

551 545 просмотров

Мы больше не будем рекомендовать вам подобный контент.

214 608 просмотров

Мы больше не будем рекомендовать вам подобный контент.

81 761 просмотр

Мы больше не будем рекомендовать вам подобный контент.

234 389 просмотров

Мы больше не будем рекомендовать вам подобный контент.

538 581 просмотр

Мы больше не будем рекомендовать вам подобный контент.

183 081 просмотр

Мы больше не будем рекомендовать вам подобный контент.

267 797 просмотров

Мы больше не будем рекомендовать вам подобный контент.

670 571 просмотр

Мы больше не будем рекомендовать вам подобный контент.

151 641 просмотр

Мы больше не будем рекомендовать вам подобный контент.

367 081 просмотр

Мы больше не будем рекомендовать вам подобный контент.

124 514 просмотров

Левая колонка

Следующее видео

Фильм: “Мои приключения на Черном море”. Туристическая фирм.

2 384 462 просмотра

объявления мичуринск

Похожие видео

Фильм Сноуден/ Стоит Ли Смотреть?

233 767 просмотров

Стрим Народного фронта // 17 марта 2023

214 608 просмотров

Народный Фронт

Спасибо вам, учителя!

1 188 392 просмотра

Национальные проекты России

Викторина Ботаник, выпуск 192 (16.03.2023)

267 797 просмотров

Викторина “Ботаник”

Вторая жизнь отходов

670 571 просмотр

Национальные проекты России

Жить надо так #юмор #жизнь

367 080 просмотров

GAYAZOV$ BROTHER$ – Я, ты и море #ОКсКараоке

551 545 просмотров

Одноклассники. Всё ОК!

145 419 просмотров

Мои любимые рецепты

Иванушки International – Не могу без тебя #ОКсКараоке

538 581 просмотр

Одноклассники. Всё ОК!

Умный сын растёт

162 768 просмотров

Всё интересное и смешное

ОБАЛДЕННЫЙ салат из капусты! Все дело в заправке. НА ЭТОМ СА.

234 389 просмотров

Прекрасная кулинария

Лёша Свик – Малиновый Свет #ОКсКараоке

505 658 просмотров

Одноклассники. Всё ОК!

После долгой поездки так хочется обнять близкого тебе челове.

198 112 просмотров

Музыкальные Клипы и Хорошее Настроение

Давайте вместе придумаем название к этому видео! ��

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.